Kişisel Marka

Zihinsel İşlerde Markalaşma

İnsan sevgiyi de bilgiyi de kendisinin fark edip kabul ettiği yollarla karşı tarafa göstermek, aktarmak eğiliminde olur, yani bildiği dilde. Her iki tarafta paylaşmaya dair bir sorun olmasa dahi çoğu zaman bu diller farklı olduğu için bilgi ve sevginin iletiminde aksaklıklar yaşanır. Kendi dilinin farkında olduğu kadar karşı tarafın kabul dilini çözmeye çalışanlar da paylaşımlarında kişisel markasını parlatır, konuşturur.

Eğitmenlik, öğretmenlik, danışmanlık, yazarlık gibi üretimi zihinsel faaliyetlere, bilgiye ve bilgiyi aktarmaya dayalı işlerde markalaşanların öncelikli özellikleri;
• Ne kadar bilgi ve deneyime sahip olursa olsun uzmanlığı hakkında yok denecek kadar az bilgiye sahip olana dahi bilgisini ve görüşlerini aktarabilmek, yalın, sade ve esnek bir yöntemle temel olanı verebilmek, daha da önemlisi vermeye istekli olmak
• Aktif bir dinleyici ve etkin bir gözlemci olmak
• ‘Biliyorum’ kibrinden uzak karşı tarafa öğrenmek için alan açmak, fırsat tanımak
• Bilginin de sevgi gibi paylaştıkça çoğalacağını bilerek paylaşırken öğrenmeye de açık olmaktır.

Zihinsel üretimde profesyonelleşen, markalaşan bir kişinin bu özellikleri gösterebilmesi ise asıl ve önemli olan bir başka özelliğine bağlıdır.

Zihnini Dengelemek ve Fazla Düşünmekten
(OverThinking) Özgürleşebilmek

Çok yönlü araştırmaya, sorgulamaya, farklı kaynaklardan beslenmeye, bilimsel veriye, uygulama örneklerine, kapsamlı öğrenmeye değer ve önem verenler; bu titizliği paylaşırken de uygulamak istediklerinde ‘Fazlaca Zihinde Olma’ tuzağına düşebilirler. Birçok şeyi detaylıca paylaşma isteği, verim ve odak sorunu yaşamalarına sebep olur bazen de atalet haline.

Fotoğraf: Pixabay

Zihinsel alanda markalaşanlar Zorba’nın Kazancakis’e takıldığı gibi ‘Kağıt Faresi’ olmaktan kurtulmuşlardır. Onlar okuduklarını, düşündüklerini hayata geçirmek, denemek, kendi hikayeleri ile yoğurmaktan çekinmezler, zihinlerinden hayata akmaya cesaret ederler. Öğrendiklerini hayatın gündelik basit gerçeklerinde görmekten gocunmazlar hatta kitaplarda yıllarca okuyarak bulduklarını sıradan bir insanın kendi deneyimlerinden çıkarmasına da şaşırmazlar.

İnsanlar öğrenmek, farklı düşünmek için bize geldiğinde okuduklarımızı olduğu gibi aktarmamız, onları nasıl hatmettiğimizi görmek için değil, nasıl hazmettiğimizi görmek ve duymak için gelirler. Bizim filtrelerimizden geçmiş bazen de sapmış hallerini duymak için. Farklı dönemlerimizdeki farklı yorumlarımızı bilmek isterler. Zihnimizde biriktirdiklerimizle ne yaptığımızı, aktaran olan bizlerin iz ve ilavelerini. Aksi olsa bizi neden aracı tayin etsinler ki?

Hayatında iz bırakan, kişisel marka olan ögretmenlerine bir bak, ki bunların okul yıllarından olmasına bile gerek yok. Hemen hepsinin okuduklarına mahremi gibi sahip çıktığını, ulu orta saçmadığını, bu saygının yanında kitapların ona hizmet etmesine izin verdiğini, bildiğinin ve zihninin kendisinin önüne geçmesine izin vermediğini fark edeceksin. Tam da bu sebeplerden ondan öğrenmek bir başkaydı işte!

Kişisel Marka

El Emeği Ürünlerde Markalaşma

Estetikle birleştirilerek el emeğiyle üretilen işler uzun yıllardır görünmeyen ekonomi ve sosyal yaşamımızın bir parçası. Son dönemde pandeminin de etkisiyle el becerisine yönelik üretime ilgi arttı. Hatta hobi olarak başlayan ve başka kariyer hayatları olan kişiler bile bu işi ticarileştirmeye başladılar. Eticaretin bireysel işletmelere kadar yayılması, bu konuda özelliklere kadın girişimcilere yönelik fırsat, teşvik, eğitim, kanal da artınca eskiden kermes ve benzer etkinliklerde gördüğümüz ürünler ekonomik hayata daha fazla katılmaya başladı. Bu konuda markalaşıp büyüyen, yurtdışı piyasalara açılan başarı hikayeleri de artmakta.

Kalıcı olan, marka olarak fark yaratan, özel yer edinerek maddi başarı sağlayanların ortak özelliklerine bakarsak kritik sorulara net yanıtlar verebildiklerini görüyoruz. Sen de özellikle yeni başlayanlardansan işte bu sorular.

Ne Üretiyorsun?

Biraz seramik boyama, biraz bebek patiği az biraz da takı yapsam düşüncesi kısa ve uzun vadede hem sende hem de hedef kitlende kafa karışıklığı yaratacaktır. Birden fazla becerin ve ilgin olsa da, bunları, belirli bir kategoride toplamak ve birbiriyle ilişkilendirerek kullanmak önemlidir. Sitene, hesabına giren kişi çok renkli bir çıfıt çarşısında rastgele dolanmak değil, ürünlerini ve markanı ‘burada şu var’ diyerek odaklanmış bir bilgiyle, ilgiyle keşfetmek ister.

Sunduğun Ürün Ne İşe Yarıyor?

İnsanlar bir işe yaramadan bir kenarda toz toplayan şeylere artık para harcamak istemiyor. Ne kadar estetik, özgün bir tasarım olsa bile ürünün az çok bir fonksiyonu olması önemli, tek seferde kullanılacak olsa bile. Bu nedenle, hali hazırdaki bir ihtiyacı, yaratıcı bir bakış açısıyla yorumlayarak çözmen, kullanım keyfini artırman, deneyimi renklendirmen ve tasarımını buna göre uyarlaman gerekli.

Fotoğraf: Julie Aagaard

Malzemenle Fark Yaratabiliyor musun?

Ürünü yaparken kullandığın ana malzemenin fark yaratan ve tüketici için önemli olan bir yönü var mı? Organik, antialerjik, antibakteriyel, hafif, ekonomik, geri dönüşümlü, nadir bulunan, en yüksek nitelikte olan gibi özellikler, seni benzerlerinden ayrıştırarak tercih edilmende önemli rol oynayabilir.

İş Sürecin Beklenen Standartları Karşılıyor mu?

Özellikle tek başına bütün süreci sen yükleniyorsan yani ürün tanıtımından tasarım ve üretimine, sipariş alımından, teslim edilmesine kadar her adımda tek tabancaysan, o zaman, üretim kalitesinden ayrı olarak zaman yönetimi, planlama, müşteri ilişkileri, pazarlama gibi temel fonksiyonlarda da iş hacminden bağımsız kendini geliştirmelisin. Önce kişisel marka çalışması ile başlamalı ve zaman içinde büyütmeyi hedeflediğin işinin marka kimliğini oluşturmalısın. Sistemi ne kadar erken tutarlı hale getirirsen ileride artan destek işgücünle devam etmen o kadar kolay olacaktır.

El becerisi yüksek kişilere her daim imrenmişimdir. Kim bilir henüz ortaya yeterince çıkmamış ne değerlerimiz var. Dilerim son dönemde yakalanan ivme katlanarak artar ve daha fazla markamızla gurur duyarız.