Genel

Girişimci Kadınlar

Önce bir konuda anlaşalım. Girişimciliğin ırkı, dili, dini olmadığı gibi cinsiyeti de yoktur. Kadınların;
• Üretim dünyasında daha fazla yer alması,
• Ekonomik özgürlüklerini kazanmaları bir yana, bu konuda erkekler kadar güç odağı olmaları,
• Dişi enerjileri ile fark yaratan katkı sunmaları
son derece gerekli, önemli ve değerlidir.
Diğer yandan, bu alanda son dönemde o kadar çok oluşum, çalışma başlatılmıştır ki; artık bu konudaki her söylem marjinal faydasını yitirmeye başlamıştır. Gözlemlediğim ve takip ettiğim kadarıyla bu konudaki faaliyetlerin ölçümlenmesi ya yeterince yapılmıyor ya da bu verimlilik rakamları yeterince paylaşılmıyor. Birçok dernek, grup, topluluk, sosyal girişim olsa da, sonucu nedir, ne kadar faydalıdır şeffaf olarak bilmiyoruz.

Bir diğer önemli ve benim itiraz ettiğim konu, kadınların çoğunlukla toplumda kabul gören rol, sorumluluk ve becerileri üzerine iş modellerine yönlendirilmesi. Pasta, börek yapımı, takı tasarımı, örgü, güzellik sırları üzerine dönen, yerelle sınırlı, dar nitelikli bir ekonomi. Sosyal medya yönetimi eğitimleri vermekle bitseydi keşke her şey. Ben bu kadınlara girişimci diyemiyorum maalesef. Emeğin her türlüsü değerlidir tabii de, ben bu kadınlara el ve ev becerisini ticarileştirmeyi başarmış insanlar diyorum sadece. Bu nedenle de, özellikle kız çocuklarımızı daha erkek egemen mühendislik ve teknoloji alanlarına yönlendiren oluşumları takip ve takdir ediyorum. Girişimci Kadınlar dendiğinde benim aklıma şantiyelerde, laboratuvarlarda, teknokentlerde fark yaratan kadınlar geliyor.

Bir kanalda mikro işletmelerin tanıtımını yapan bir programa rastladım. Kadının biri kendini, pardon işinı tanıtmaya şöyle başladı. ‘Evliyim ve iki çocuk annesiyim.’ Sonrasında ise ne yaptığı işi ne de markasını doğru dürüst anlatabildi. Böyle kaldı aklımda. İşinin reklamı için onca para verdiği haberde geriye kocaman bir sıfır kaldı yani. Ondan sonra çıkan başka biri ise, Almanya’da edindiği tecrübe ve bilgiyi yıllar sonra ülkemize getirmiş, şubeleşmişti ve ne yaptığı, ne sattığı son derece netti. Ve evet, bingo, o da bir kadındı.
Sosyal medyada da anne ve eş kimliği üzerinden, genel, hele ki iş hesabında paylaşım yapan kadınları son derece itici buluyorum. Anne ve eş olarak markalaşabilirsin, bir itirazım olamaz; ama, ortalıkta iş kadınıyım diye dolaşıyorsan her şeyden önce kendi mahremine, özeline saygı duyacaksın. Ayrıca, bana ne eşinin aldığı hediyeden, çocuğunun oyuncağından, bezinden. Bunları yakın çevren ve dostlarınla paylaş, işinle gücünle ne ilgisi var, sadece kişisel ve kurumsal marka kimliğine zarar vermiş oluyorsun.

Özetle, ‘çocuk da yaparım, kariyer de’ lafı çoktan miadı dolmuş ve cinsiyet ayrımcılığını daha da körükleyen bir yaklaşım bana göre. Küresel rekabette söz sahibi olmak için, kadınlar ve erkekler olarak katma değeri yüksek, nitelikli beceri ve bilgiyi geliştirip üreten girişimlerde bulunmalıyız. Girişimciliğin birincil önceliği takipçi kazanmak değil, kalkınmak ve kalkındırmaktır çünkü. 

Yorum bırakın