Genel

Hi Ece! I am Your Barbie & Always Will Be 👡💞

Onu ilk gördüğüm anı hala hatırlıyorum. Çeşme’de bir otelin dükkanının vitrininde duruyordu. ‘Anne bak Berrin ve Merve’ye benziyor, çok güzel değil mi?’ demiş ve benim olmasını çok istemiştim. Berrin ve Merve; çocukluk arkadaşlarım, sokaklarda birlikte ip atladığım, piknik yaptığım, ağaçlara tırmandığım, hulahop çevirdiğim sarışın, mavi gözlü birbirinden güzel iki kız kardeş. Kendimi asla kuğuya dönüşmeyecek çirkin ördek yavrusu gibi hissettirseler de çok severdim ikisini de. Kim bilir neredeler, ne yapıyorlar. Dilerim hayatları kendilerinden bile güzel geçmiştir, geçiyordur. Annem bana beklememi ve babamın yurt dışı seyahatlerinden daha güzellerini getirebileceğini söylemişti. Gerçekten de öyle oldu, babam her seferinde bana ülkemizde o sıralar olmayan birbirinden güzel ‘Barbie’ler getirdi. Evcilik ve bebek bebekler bana hiçbir zaman hitap etmedi, oynamadım desem doğru olur. Barbie’ler ise çok farklıydı, yetişkindi, güzeldi, zarifti, estetikti, naifti ve her daim güler yüzlüydü. Bana göre mükemmel olduğu için değil sadece öyle olduğu için öyleydi. Zamanla kendisi kadar en ince detayına kadar düşünülmüş dünyası ve aksesuarları da gündeme geldi ve ben babama her seferinde, ‘boş ver tuvalet masasını bana kendisini getir’ dedim.

Bugün güzel, zarif bir kadın denince aklıma ilk Margot gibi klasik bir Barbie geliyor ve bundan gocunmuyorum. Çocuk ve genç kızların güzellik algısını ve öz beğenilerini olumsuz etkilediği için eleştirilmesini ve bugün her türlü güzellik anlayışını temsilen tasarlanan Barbie’leri desteklemiyorum. Özellikle sıradanlaştırılan ve kabalaştırılan yüz hatlarını beğenmiyorum. Bugün kızım olsa ona alacak güzel bir Barbie bulamadığım için oturup ağlardım. Evet, ben klasik bir Barbie’ciyim ve bu konuda sonuna kadar faşistim. Gerçek hayatta da en az klasik Barbie kadar güzel kadınlar var, gerçekler. ‘Güzellik başa beladır’, ‘Güzelse kesin boş ve aptaldır’, ‘Güzelliğine bir de havalı diploma eklenirse tadından yenmez’, ‘Kesin o işi güzel olduğu için kapmıştır’ gibi acımasız genellemelere direnen, güzelliği bir türlü kabul edilmeyen birçok güzel kadın var.

Filmde Ken’den bahsedildiğinde ise, ilk tepkim, ‘haydaaa, Barbie filminde Ken’in ne işi var?’ olmuştu. Ken, Barbie dünyasında, onlarca, yüzlerce aksesuar arasında minik bir detaydır, o kadar. Filmde bu o kadar güzel yansıtılmış ve irdelenmiş ki; klasik Barbie dünyasını tam da olduğu gibi algıladığım için çok mutlu oldum, Ken’in varoluş çabalarına da çok güldüm. Ken’in Barbieland’de var olma çabası ile bir kadının eril enerji hakimiyetindeki gerçek dünyada tutunma çabası aynı değil. Bu ayrım da çok güzel verilmişti filmde. Ken basitçe yok sayılıyordu, bu; kadının gerçek dünyada uğradığı negatif ayrımcılıktan çok daha kötüydü. Kadın, varlığını göstermek için, avukat, doktor, mühendis, siyasetçi gibi eylem ve sonuç odaklı meslekler aracılığıyla eril enerjisini ortaya koyup pembe ve dişil enerjisinden, dünyasından koparılıyordu. Aslında, erkeğin yaptığı her şeyi yapabilen başarılı Barbie’ler de eril dünyanın bize bir dayatmasıydı. Bugün her yaştan kadın bu filme tam da bu yüzden gidiyor bana göre. Dişil enerjimizi doya doya yaşayabileceğimiz, bir şey yapmadan da var olabileceğimiz tek yer, tek sığınak o pembe dünya. Dişi enerji oluş, eril enerji ise yapmakla ilgilidir. Bu fark da Barbie lerin Ken leri alt etmesi sırasında güçlü bir şekilde vurgulanıyor. Bırakalım Ken’ler atom bombaları icat edip birbirlerini yesinler, biz sadece ‘olarak bile’ bomba kadar tehlikeli olabiliyoruz.

Ucube Barbie’ler de gerçek. Sevgili kız kardeşim o güzelim Barbie’lerime ahhh neler yapmadı ki ve yıllar sonra bana özür olarak Barbie’nin anavatanından bir koleksiyon Barbie’si getirdi. Onu kutusundan hiç çıkarmadım, baş ucumda duruyor ve bana ilham olmaya devam ediyor.

Özetle, film, bana beklediğimden çok daha fazlasını verdi, Barbie ile olan tüm deneyimlerimi hatırlattı ve evet güldürdüğü kadar ağlattı da. Teşekkürler Barbie, teşekkürler Margot. Her şey için ve sadece var olduğunuz için. Gerçek dünyanın sizin gibi güzelliklere hala çok ihtiyacı var.

Ve izninizle bu yazıyı, beni her zaman, ‘sen de bizim Barbie’mizsin, bu bebeklerden daha da güzelsin’ diyerek seven, beni buna gönülden inandıran rahmetli babaannem ve amcama ithaf ediyorum.

 

 

 

 

“Hi Ece! I am Your Barbie & Always Will Be 👡💞” için 2 yorum

Yorum bırakın