Kişisel Marka

Jay Kelly Olabilmek

Bu yazıyı yazıp yazmamak arasında gidip gelirken iki şey beni yazmaya davet etti. İlki film üzerinden yalnızlık okuması yapanların çokluğu, ikincisi Mirgün Cabas’ın Özgür Bolat’ın mutluluk üzerine yeni kitabını konuşurken fark ettiğim bir olgu. “Deneyimi paylaşmak, deneyimin kendisi kadar kıymetli ve mutluluk unsuru.” Bu sayfanın amacı, kişi markası olabilmenin temelinde kendini gerçekleştirmek olduğunu olabildiğince paylaşmak ve bana göre film de buna oldukça güzel bir örnek.

Filmin açılışını Slyvia Plath yapıyor. ‘Kendin olmak çok büyük sorumluluk. Başkası veya hiç kimse olmak çok daha kolay.’

Film, öncesinde haberdar olduğum, beklediğim bir şey değildi. Platforma o gün eklenmişti ve içinde George Clooney ile Adam Sandler olması benim için yeterliydi. Vasat bir sinema sanatı çıktıları tüketicisi olarak her zaman bir filmin bana neremden, nasıl, ne kadar dokunduğuyla ilgilendim ve bu güçlü alıntı ile başlayan film beni ilk andan sarmıştı bile.

Bir Hollywood yıldızının tutkusu, hayali üzerinden şekillenen hayatına bir gözlemci olarak yeniden bakması ve bizi de buna dahil etmesi. Ben izlerken, kahramanın hayatındaki dönüm noktalarında sadece olanın verildiğine şahit oldum ve yeniden gözlemleyenin bu noktaları irdelerken seyirciden; pişmanlık, mağduriyet, onay, empati beklediğine değil. Tam da bu nedenle;
~ kendini gerçekleştirmenin kendine bile meydan okumak olduğuna,
~ kendine, özüne ve potansiyeline her ‘evet’ deyişin sevdiklerini bile kaybetme riski sunduğuna,
~ olma potansiyeli taşıdığın kişi olmanın toplumsal kabuller, normallerden çok daha büyük bir planın parçası olduğuna
şahit oldum.

Derin ve anlamlı bağlar kurma ihtiyacında olan sosyal varlıklarız. Diğer yandan kendimizi gerçekleştirmek gibi çok büyük bir sorumluluğumuz var. Kurduğumuz bağlar üzerinden rollerimiz var; eş, dost, ebeveyn, çalışan. Bu rollerin merkezinde biz varız ve rollerimizi olabildiğince iyi oynamamız bekleniyor bizden. Ya biz? Biz kendi olma rolümüzü ne ölçüde iyi oynamayı önceliyoruz? En zoru da bu değil mi? Kendimizi oynamak. Jay şöyle sorguluyor bunu trende normal insanların arasında bir yıldız olarak dolanırken ‘bu insanları tanımadan, onlara temas etmeden onları nasıl oynayabilirim?’ Ya kendimize yakın olmadan, ona yakınlaşmanın bedelinin çoğu zaman diğerlerinden suni bir uzaklaşma olduğunu fark etmeden kendimizin rolüne nasıl bürüneceğiz?

Ben izlerken kariyeri uğruna yalnızlaşmış bir Jay Kelly görmedim. Küçük kızı Daisy nin de sıklıkla tekrarladığı gibi, o her yalnızım dediğinde ‘hayır yalnız değilsin’ demesine içtenlikle katılıyorum. Kendine yakın durmak kadar doyurucu bir bütünlüğe karşı, kendine uzak olmanın yol açtığı boşluğu insanlarla doldurma çabasını hangi farkındalık tercih eder ki?  Ben eşini, çocuklarını, aile yaşamını hiçe saymış sevgisiz bir Jay Kelly de görmedim. Derin bağların her zaman fiziksel ve zamansal yakınlık, birliktelik ile ifade edilmediğini ve kendini sorgularken samimi bir çabayla empati bekleyen babayı gördüm. Ben babasından onay bekleyen bir Jay Kelly görmedim. Oğlunu olduğu gibi kabul edemeyen bir baba olmanın her şeyden önce kendisine yük olduğunu sezen ve buna üzülen bir evlat gördüm. Ben aynı hayale sahip bir arkadaşına ihanet eden birini de görmedim. Tutkusu için önüne gelen fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeyi bilen bir profesyonel gördüm. Ben menajerine kazancından pay alan bir iş ortağı muamelesi yapan bir Jay Kelly görmedim. Başarısına aynı zamanda dostane katkısı olduğunu bilen, gören bir Jay gördüm.

İnsanları seçimler yaparak kendinden uzaklaştıran bir Jay Kelly değil, onun istedikleri, bekledikleri Jay olmadığı için onun hayatından uzaklaşmayı seçen insanlar gördüm. Jay Kelly’nin varlığını, sadece, onun yokluğunda fark edebilen insanlar. Ve her kavşakta kendi rolünü önceliklendirip oynadığı için başarılı olan bir oyuncu gördüm.

Bir kere daha mı Jay? Hayır, benim izlediğim kadarıyla her sahne tam da olması gerektiği gibiydi. Kendin olabilme sorumluluğu alma cesaretin için teşekkürler ve tebrikler.

Kişisel Marka

Yaşam Dansında Lead Olmak

Liderlik kavramı çoğunlukla iş yaşamı, toplumsal organizasyonlar gibi alanlarda konuşuluyor, öne çıkıyor. Bu nedenle de atanmış liderlerin becerileri nasıl geliştirilebilir onlar üzerine kafa yoruluyor. Oysa ki; hayatta üstlendiğimiz ilişkisel roller üzerinden ve belirli bir alanda doğal lider olabiliyoruz. Aile veya sosyal çevremizde, hedef kitlemizle olan iletişimimizde, yön veren, ilham olan ve birlikte başaran bir lidere dönüşebiliyoruz. Lider olmamız için herhangi bir organizasyonda bir pozisyona ihtiyacımız yok. Diğer yandan, bu yönümüzü geliştirmek için sebebimiz çok. Kişi markası çalışmalarımı da bu nedenle sadece kariyer yaşamıyla sınırlamıyor, öncelikle kendi hayatının sonra da fark yarattığın alanda lider ol diyorum.

Liderliğe daha kapsamlı ve farklı bir bakış açısı kazandırmak için ‘lead’ kavramının geçtiği bambaşka ve benim de çok sevdiğim bir dünyaya gitmeye var mısın?

Hadi o zaman şimdi dans zamanı!

Eşli dansa ilgi duyanlar, ya da etmeyi deneyenler bilirler. Dansta temel olarak iki rol vardır ‘lead’ ve ‘follow’. Lead, dansı yönlendiren, sınırsız hareket ve kombinasyonu o an içinde başlatıp karşı tarafı kendisine eşlik etmeye davet eden taraftır. Follow ise, leadin bedeninden aldığı enerjiyle, onu kendi adım ve figürleriyle takip edip ona uyumlanan taraftır. Çok sık rastlanan durum, erkeklerin lead, kadınların ise follow olmasıdır. Diğer yandan, oldukça iyi lead olan kadın dansçılar da vardır, bunu özellikle tercih edenler de. Bu işin eğitmeni olanlar anında ve kolaylıkla her iki role de girerler.

İyi bir lead, her şeyden önce dansa hakimdir, tecrübelidir, kendinden emindir. En önemli özelliği ise dansı hiç bilmeyen bir followla da çok iyi bilen bir followla da dans edebilmesidir. Hiç bilmeyen birini öyle bir yönlendirir, sakinleştirir ve kendi tecrübesine uyumlar, onu öyle motive eder ki, acemi follow kendini bir anda süper dansçı hissedebilir. Gerçek bir lead dansın hemen başında bir iki denge oluşturma ve basit hareketle followun seviyesini anlar, dansın geri kalanını ona göre şekillendirir.

Bir lead, follow ne kadar iyi, hızlı takip etse de onu yormaz, bütün figürleri yaptırma telaşı içine girmez. Show yapmak için değil, birlikte keyif almak için dans eder, ettirir. Bu yüzden bir lead aynı seviyedeki farklı followlarla çok farklı dans sergileyebilir. Gerçek bir lead de karşı tarafın özgünlüğünü takip eder ve onu ortaya çıkarır.

İyi bir lead, karşı tarafın hatasına, eksiğine odaklanmaz, tersine anında kamufle eder, followu yetersiz hissettirmez. Odağı birlikte dansı devam ettirmek ve  olabildiğince keyif almaktır.

Tüm bu özellikleriyle bir lead aynı zamanda iyi bir yönetici, koç ve yönderdir de.

Kadın Kokusu -Tango

Kadın Kokusu filmi en çok tango sahnesiyle hatırlanır. Hani şu gözleri görmeyen bir karakteri canlandıran Al Pacino’nun, hiç tango bilmeyen genç ve güzel bir kadınla yaptığı tango ile. Lead olmak tam da böyle bir şeydir işte. Liderliğin sırrı, liderlik ettiğimiz alandaki kitlemize değerli ve yeterli hissettirebilmektir. Kişi markalarının da en iyi yaptığı şeylerden biridir.

Şimdi, iş, özel, sosyal yaşamına ve kişi markanı öne çıkardığın alana bir de bu gözle bak. Hangi alanlarda lead ya da follow rollerindesin? Lead rollerinde bu özellikleri ne kadar taşıyorsun? Hangilerini ne yönde geliştirmek ya da değiştirmek isterdin? Lead olmak istediğin alanda bu yönünü nasıl ortaya koyabilirsin?

Dans, çok fazla pratik, zaman ve emek isteyen bir uğraş, eylemdir. Bilsen bile üst sınırı yoktur. İyi bir lead olarak gönlünce edeceğin bir dans için tüm bu çabayı göstermeye hazır mısın?

Kişisel Marka

Kuş Uçuşu

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, başlıkla aynı ismi taşıyan diziyi yorumlamak benim işim ve uzmanlığım değil, ‘nasıl’ anlattığına değil, ‘neyi konu edip, ne’ anlatmak istediğine odaklanarak yazıyorum. İzlemeyenler için spoiler içerebilir uyarısını da yaparak başlayayım.

Var olma motivasyonuyla hareket edenin önünde kimse duramaz

İnsan kendi varlığını, diğerlerinin o var olma halini fark etmesi, algılaması, onaylaması, onunla iletişim ve ilişki kurması, takdir etmesi bağlamında anlamlandırıyor. Kendi bedeni, zihni, duyguları ile temasta olup bunu yeterli bulması ve ‘evet, ben başkalarının bunu kabul edip önemsemesinden bağımsız olarak varım, dolaylı dolaysız birçok şeye de etkim var’ diyebilmesi yüksek farkındalık istiyor. Bu farkındalık da zaten o insanı her ortamda, her koşulda var sayılması gerektiği beklentisinden uzak tutuyor, kendi varlığına öz kabul verdiği ve öz değerini bildiği için de bir hiç olarak görüldüğü ortamlarda varlığını algılatma gereği duymuyor.

Dizi, kurum içi ve dışı rekabetin yüksek olduğu medya sektöründe geçiyor. Eminim kurumsal firmalarda çalışan birçok beyaz yakalı, dizide, kendi deneyimlerine benzer noktalar bulmuştur. ‘Yüksek performans ve nasıl elde edildiğinden bağımsız sonuçların’ var olma düzeyinizi belirlediği ortamlardan bahsediyorum. Hatta çoğu zaman bunların bile yeterli olmadığı gizli, açıkça söylenmeyen kriterlerle belirlenen bir düzey. Bu düzey kadar selam alıyorsunuz, toplantılara çağrılıyorsunuz, fikriniz soruluyor, hatalarınız görmezden geliniyor, tercih ediliyorsunuz, terfi alıyorsunuz, kurum dışına da taşan bir birey oluyorsunuz.

Dizinin hikayesi de görmezden gelinenler ile görünür olanlar arasında geçiyor. Var olma mücadelesinde seçilen yollar ne kadar farklıysa, görünür olanların da varlığını nasıl sürdürdüğü o kadar farklılık gösteriyor.

‘O olmak’ bir yol, ‘Onun gibi olmak’ başka bir yol, ‘Ondan ilham alarak Kendin olmak’ bambaşka bir yol

Var olma mücadelesini, varlığı görünür, bilinir, onay ve takdir görenler üzerinden yapılandırmak bir yol ve tercihdir. Sağlıklı bir şekilde yapıldığında Kişi Markasını etkin şekilde yöneten kişilerden ilham almak, onlara hayranlık duymak, onları rol model olarak görmek doğaldır. Dizideki Aslı karakteri yeni mezun, genç, güzel, hırslı, cüretkar, kafasına koyduğunu yapma konusunda her türlü riski alan, ya hep ya hiçe oynayan bir kadındır. Yetenek ve zekasını, Kişi Markasını oluşturmak, mesleki beceri ve tecrübesini geliştirmek için kullanmak yerine, yıkıcı bir anlayış benimsemiş, sözde hayran olduğu Lale Kıran olmaya kafayı takmıştır, bunun için de onu yok etmeyi bile göze almıştır. ‘O olmak’ ın imkansızlığını bildiğinden ondan, aslında kendinden nefret etmektedir. Bu yol, tüm seçenler için öz nefretlerinin bir yansımasıdır.

‘Onun gibi olmak’ ise günümüzde çoğunlukla tercih edilen en kolay yoldur. Onun gibi görünmek, davranmak, düşünmek, onun sosyal çevresine girmeye çalışmak ile görünür duyulur olmak. Sosyal medya takipçi sendromu dediğim bir durum bu. Ona benzer yaklaşımlar sergileyerek popüler olma, takipçi sayısını arttırarak kişisel marka olduğuna inanma hali. Özgünlükten, yaratıcılıktan uzak durma, bu nedenle sadece geçici bir etki yaratabilme.

Sen beni şu anda olduğum noktadaki halimle görüyorsun, peki buraya nasıl geldiğime dair bir fikrin var mı?

‘Ondan ilham alarak Kendin olmak’ yolu ise, en zoru, benim, doğuştan getirdiğimiz Kişi Markamıza sahip çıkıp onu yönetme dediğim yol. İlham aldıklarımızın, takdir edip imrendiklerimizin kişisel markalaşma hikayelerini objektif bir şekilde irdeleyerek, dersler çıkararak kendi markamıza uygun olanları alarak kendi hikayemiz için güç, cesaret ve motivasyon kaynağı yapmak.

Ne kadar Bedel ödemeye Hazırsın?

Lale Kıran, harika bir Kişisel Marka örneği. Basın yayınla ilgili gerekli eğitimi almış, mesleğini aşkla yapan, en alt kademeden başlayarak yıllara yaygın emek ve çaba ile deneyim kazanmış, sonunda da akşam haberlerini sunan pozisyonu ve başarıyı elde etmiş, mesleki etik anlayışından taviz vermeyen yönüyle benzerlerinden kendini ayıran, yoğun ve stresli iş temposuyla aile hayatını da dengeleyen bir kadın. Bu nedenle de, eninde sonunda ortaya çıkan ‘gerçek’ kadar net ve güçlü.

Dizi; fark etmek isteyene, Kişisel Markalaşma sürecinin yaşama yayılan bir süreç olduğunu, daimi bir çaba ve gelişim gerektirdiğini ve Marka olunduğunda dahi Kendin olarak kalmanın ağır bedelleri olabileceğini anlatıyor. Oscar Wilde’ın dediği gibi ‘Kendin Ol, geri kalan herkes çoktan alındı’.

Kişisel Marka

Kişisel Marka Stratejileri

Kişisel markanı etkin bir şekilde ortaya koyma ve yönetme süreci farkındalık, emek, zaman ve profesyonel destek ister. Önce Fark Et yaklaşımında kişinin doğuştan bir marka olduğu anlayışı benimsenir. Çalışma esnasında kişiyle birlikte birey markasının kimliği ve vaadi keşfedilir. Sonrasında ise bu vaadin paylaşım modeli yapılandırılır ve bir değer paketine dönüştürülür. Bu süreçte kullanılan genel stratejiler, kişisel markasının farkında olup onu geliştirmek isteyenler için ana başlıklar halinde rehber niteliğinde sunulmuştur.

Mevcut Durumunu Analiz Et

Öncelikle markalaşma ve marka farkındalığının ne aşamada olduğunu belirle. Bulunduğun konuma göre ufak bir dokunuş yeterli de olabilir, en baştan bilgilendirme ve destek alman da gerekebilir. Bir sonraki aşama, kendini nasıl algıladığın, şimdide başkaları tarafından nasıl algılandığın ve ‘arzulanan algı’ yı tanımlaman olacaktır. Bu üçü arasındaki mesafe ve tutarlılık sürecinin temelini oluşturur. En son aşamada yapman gereken ise  markalaşma sürecin için etkin ve objektif bir SWOT Analizi olacaktır. 

5N1K Formülünü Uygula

Kişisel Markalaşma, Kim(ler)e, Nerede, Ne Zaman, Ne Amaçla, Ne Yaparak, Nasıl bir Değer Karması sunacağını tasarlama sürecidir. Bu soruların her birine net ve tutarlı yanıtlar verdiğin zaman, atacağın adımlar gerçekten işe yarayacaktır. Hangi sosyal medya kanallarında olacağın, onları nasıl yöneteceğin, stilini, tarzını, görünümünü nasıl revize edeceğin, nasıl bir sosyal çevrede görünür olacağın gibi kararlar bu soruların yanıtına göre belirlenmelidir.

Kişisel Markanın Başına Geç

Oscar Wilde der ki; ‘Kendin ol, başkaları çoktan kapıldı’. Kişisel marka olmanın önemi kadar zorunluluğunu anlatan bu söz, marka yönetimin için de geçerli. Profesyonel destek, danışmanlık, koçluk, eğitim alsan da bunu içselleştirip uygulayacak sorumlu tek bir kişi var. SEN! Kimse senin adına markanı tasarlayamaz, yaratamaz. Böyle vaadlerden uzak dur, bu kimsenin ne işi, ne haddi ne de pratikte mümkün.

Marka Sloganını Bul

Tüm markaların kimlik, değer ve vaadlerini ortaya koyan, kısa, öz, hatırlanabilir bir sloganları vardır. Hedef kitlesini bu sloganı aracılığıyla harekete geçirir, onlarla bağını kurar, daha doğrusu bu birkaç kelime ile onlara kanca atar. Yaşam ayrıntılarda gizlidir. Ben bu farkındalık için buradayım, Önce Fark Et! Sen doğuştan bir markasın. Markanı Keşfet!

Markanı Güncel Tut

Genellikle bireyler yetkinlik, meslek, girişim alanlarında markalaşmak isteseler de yaşamının herhangi bir alanında markalaşmayı seçebilirsin, bu, diğer alanlara kendiliğinden yansıyacaktır. Kişisel marka olmak bir bütündür ve ünlü, fenomen veya sadece başarılı bir kariyer sahibi olmakla ilgili değildir. Markalaştığın alan her ne ise tüm gelişmeleri, rakiplerini, pazarı, tehdit ve fırsatları takip etmekle yükümlüsün. Elbette avantajlı olduğun, fark yarattığın kısmı sürdürülebilir kılmak da işin en önemli kısmı. Amacın bir yere tırmanmak kadar orada kalıcı olabilmek olmalı.

Kişisel Markanın Sunduğu Duyguya Sahip Çık

Önemli olan, ne yaptığın değil, nasıl yaptığın ve bunun sonucunda nasıl hissettirdiğin. İnsanlar diğer her şeyin sonunda bu duyguyu hatırlayacaktır. Marka kimliğinle, değerlerinle ve markalaştığın alanla uyumlu hangi duygu ile hedef kitlene ulaştığını fark et. Yaptığın her ne ise, tek değil, ilk değil. An içinde boynuzların kulağı geçtiği bu ortamda bu tarz küf kokan ifadelerin yeri yok. Uzay turizminde bile rekabet aldı başını gidiyor. Yerini doldurulamaz yapan şey hedef kitleni nasıl hissettirdiğin. 

Kişisel markalaşmada sihirli bir formül veya hap çözüm yok, diğer yandan atabileceğin küçük de olsa  birçok adım var. Fark yaratanlar rastladığı bilgiyi uygulayanlar, benden yazması.

Kişisel Marka

Kişisel Marka Olumlamaları

Bireyselleşme yolculuğun, kendini yaratma sürecindir. Kişisel Markanı keşfetmen ve yapılandırmak için yapacağın her türlü zihinsel ve eylemsel çalışma, bu süreci kolaylaştıracaktır. Kişisel Markana sahip çıktığında, kendini nasıl algıladığın, dışarıdan nasıl algılandığın ve en iyi versiyonun arasında uyumlu, tutarlı ve dengeli bir bağ kurarsın. Markalama sürecinde olduğu gibi Kişisel Marka Keşif ve Yapılandırma Sürecinde de her şey içerden başlar dışa doğru yayılır. Kendine kendinle ilgili bilinçli veya bilinç dışından söylediğin her şey, Kişisel Marka Kimliğine yansıyacaktır. Senin için özel hazırladığım Kişisel Markana Sahip Çıkmanı kolaylaştıracak olumlama listesini sevgiyle aşağıya bırakıyorum. Gün içinde tekrarlayabilir, en çok ihtiyaç duyduklarını el yazınla not alabilir, gözünün önüne yerleştirebilirsin. Değerlendirme yöntemin tamamen sana ait. Sevgi ve keyifle olsun.

Kişisel Marka Koçu & Kaşifi Ece ERKAL

• Bu dünyada Biricik OLduğumu biliyor ve bunu doya doya yaşıyorum
• Beni BEN yapan özelliklerimin farkındayım ve onları sevgiyle kucaklıyorum
• Yaşamda bana ait olan bir yol, alan olduğunu biliyor, bu yolda keyifle yürüyorum
• Tüm yaşam deneyimlerime sahip çıkıyor ve onları değerlendiriyorum
• Farkındalıklarımı bana özgü yeteneklerle harmanlıyor, kendi tarzımı yaratıyorum
• Olduğum gibi görünüyor, göründüğüm gibi oluyorum
• Yaşamımdaki önceliklerimi ve değerlerimi biliyor, yeterince onure ediyorum
• Kendi MerkeziMdeyim
• Bu dünyaya kendimin en iyi versiyonunu gerçekleştirmek için geldim
• Güçlü yönlerimi değerlendirerek daha da geliştiriyorum
• Zayıf yönlerimi ve hatalarımı olduğu gibi kabul ediyorum
• Geliştirebileceğim yönlerim için sevgiyle, azimle ve keyifle emek veriyorum
• Başkalarının yanıMdayken nasıl hissettiğini önemsiyorum
• Sözlerim ve davranışlarımla başkalarını nasıl hissettirdiğimi önemsiyor ve duyumsuyorum
• Kendime ve başkalarına karşı dürüst ve açığım
• Başkalarının sınırlarına saygı duyarak kendi doğal halimi rahatlıkla ortaya koyabiliyorum
• Başkalarının da benimle birlikteyken kendilerini doğallıkla ifade etmelerini destekliyorum
• Ayırt edici özelliklerimin, becerilerimin, yeteneklerimin farkındayım ve bunları OLUMLU yönde kullanmayı seçiyorum
• Başkalarında gördüğüm, algıladığım farklılıklara saygı duyuyorum, insanları olduğu gibi kabul ediyorum
• Sahip olduğum maddi manevi tüm kaynaklarımı bana özgü bir tarzla harmanlıyorum
• Böylelikle kendi üretken olacağım yolu, alanı kolaylık ve keyifle tasarlıyorum
• Bu yolda bana rehberlik edildiğini biliyor, kabul ediyorum
• Olduğum tüm hallerimi fark ediyor, onlarla barışıyor, bütünleşiyorum
• Sevgiyle olgunlaşıyorum
• Beden dilimin ve başkaları üzerindeki etkisini biliyor, özen gösteriyorum
• Uzmanlık alanımda başkalarının sunduğu hizmetlere saygı duyuyorum
• İyi ve etkin olanı takdir etmeyi biliyorum
• Kendimi sadece kendi katettiğim yolla kıyaslıyorum
• Daha iyiden ilham almayı seçiyorum
• Rekabet anlayışım bolluk bilincimden kaynaklanıyor
• Alanımda sürekli gelişen, büyüyen bir pazar var
• Kişisel Marka Farkımla benden hizmet alacak potansiyelle buluşuyorum
• Hedef Kitlem için En İyi Seçenek Olmak için çaba gösteriyor, sürekli gelişiyorum
• Neyi ne için yaptığımı biliyorum
• İşime, geleceğime sahip çıkıyorum
• Başkalarının da Kişisel Markalarını Fark Etmelerini destekliyorum
• Kimlere, ne zaman, ne ölçüde görünür, duyulur, hissedilir olacağımı Ben Belirliyorum
• Artık Kendi Hayat Sahneme çıkmaya hazırım
• Kişisel Markamın başındayım
• Hikayenin kendisi Ben’im
• Yaptığım iş kendimi gerçekleştirmek için kullandığım bir araç
• Hem bu aracı hem de kendi kullanma yöntemlerimi sürekli geliştiriyorum
• Yeni koşullara kolaylıkla adapte olabiliyorum
• Krizlerin içindeki fırsatları görmeyi seçiyorum
• Çevremdekiler ne iş yaptığımı bilirler ve beni başkalarına içtenlikle tavsiye ederler
• Destekçilerim her geçen gün artıyor
• İş hayatımda olduğu kadar özel ve sosyal yaşamımda da aranan, bilinen, takdir edilen biriyim
• İş ve özel hayatım arasında denge kurabiliyorum
• Yaptığım işe Kişisel Marka İmzamı atıyorum
• İşimi yaparken İnsani, Etik ve Mesleki Değerleri daima Gözetiyorum
• Ben değerliyim ve Kişisel Markamın Gücünü keyifle yaşamayı hak ediyorum

Kişisel Marka

Zihinsel İşlerde Markalaşma

İnsan sevgiyi de bilgiyi de kendisinin fark edip kabul ettiği yollarla karşı tarafa göstermek, aktarmak eğiliminde olur, yani bildiği dilde. Her iki tarafta paylaşmaya dair bir sorun olmasa dahi çoğu zaman bu diller farklı olduğu için bilgi ve sevginin iletiminde aksaklıklar yaşanır. Kendi dilinin farkında olduğu kadar karşı tarafın kabul dilini çözmeye çalışanlar da paylaşımlarında kişisel markasını parlatır, konuşturur.

Eğitmenlik, öğretmenlik, danışmanlık, yazarlık gibi üretimi zihinsel faaliyetlere, bilgiye ve bilgiyi aktarmaya dayalı işlerde markalaşanların öncelikli özellikleri;
• Ne kadar bilgi ve deneyime sahip olursa olsun uzmanlığı hakkında yok denecek kadar az bilgiye sahip olana dahi bilgisini ve görüşlerini aktarabilmek, yalın, sade ve esnek bir yöntemle temel olanı verebilmek, daha da önemlisi vermeye istekli olmak
• Aktif bir dinleyici ve etkin bir gözlemci olmak
• ‘Biliyorum’ kibrinden uzak karşı tarafa öğrenmek için alan açmak, fırsat tanımak
• Bilginin de sevgi gibi paylaştıkça çoğalacağını bilerek paylaşırken öğrenmeye de açık olmaktır.

Zihinsel üretimde profesyonelleşen, markalaşan bir kişinin bu özellikleri gösterebilmesi ise asıl ve önemli olan bir başka özelliğine bağlıdır.

Zihnini Dengelemek ve Fazla Düşünmekten
(OverThinking) Özgürleşebilmek

Çok yönlü araştırmaya, sorgulamaya, farklı kaynaklardan beslenmeye, bilimsel veriye, uygulama örneklerine, kapsamlı öğrenmeye değer ve önem verenler; bu titizliği paylaşırken de uygulamak istediklerinde ‘Fazlaca Zihinde Olma’ tuzağına düşebilirler. Birçok şeyi detaylıca paylaşma isteği, verim ve odak sorunu yaşamalarına sebep olur bazen de atalet haline.

Fotoğraf: Pixabay

Zihinsel alanda markalaşanlar Zorba’nın Kazancakis’e takıldığı gibi ‘Kağıt Faresi’ olmaktan kurtulmuşlardır. Onlar okuduklarını, düşündüklerini hayata geçirmek, denemek, kendi hikayeleri ile yoğurmaktan çekinmezler, zihinlerinden hayata akmaya cesaret ederler. Öğrendiklerini hayatın gündelik basit gerçeklerinde görmekten gocunmazlar hatta kitaplarda yıllarca okuyarak bulduklarını sıradan bir insanın kendi deneyimlerinden çıkarmasına da şaşırmazlar.

İnsanlar öğrenmek, farklı düşünmek için bize geldiğinde okuduklarımızı olduğu gibi aktarmamız, onları nasıl hatmettiğimizi görmek için değil, nasıl hazmettiğimizi görmek ve duymak için gelirler. Bizim filtrelerimizden geçmiş bazen de sapmış hallerini duymak için. Farklı dönemlerimizdeki farklı yorumlarımızı bilmek isterler. Zihnimizde biriktirdiklerimizle ne yaptığımızı, aktaran olan bizlerin iz ve ilavelerini. Aksi olsa bizi neden aracı tayin etsinler ki?

Hayatında iz bırakan, kişisel marka olan ögretmenlerine bir bak, ki bunların okul yıllarından olmasına bile gerek yok. Hemen hepsinin okuduklarına mahremi gibi sahip çıktığını, ulu orta saçmadığını, bu saygının yanında kitapların ona hizmet etmesine izin verdiğini, bildiğinin ve zihninin kendisinin önüne geçmesine izin vermediğini fark edeceksin. Tam da bu sebeplerden ondan öğrenmek bir başkaydı işte!

Kişisel Marka

El Emeği Ürünlerde Markalaşma

Estetikle birleştirilerek el emeğiyle üretilen işler uzun yıllardır görünmeyen ekonomi ve sosyal yaşamımızın bir parçası. Son dönemde pandeminin de etkisiyle el becerisine yönelik üretime ilgi arttı. Hatta hobi olarak başlayan ve başka kariyer hayatları olan kişiler bile bu işi ticarileştirmeye başladılar. Eticaretin bireysel işletmelere kadar yayılması, bu konuda özelliklere kadın girişimcilere yönelik fırsat, teşvik, eğitim, kanal da artınca eskiden kermes ve benzer etkinliklerde gördüğümüz ürünler ekonomik hayata daha fazla katılmaya başladı. Bu konuda markalaşıp büyüyen, yurtdışı piyasalara açılan başarı hikayeleri de artmakta.

Kalıcı olan, marka olarak fark yaratan, özel yer edinerek maddi başarı sağlayanların ortak özelliklerine bakarsak kritik sorulara net yanıtlar verebildiklerini görüyoruz. Sen de özellikle yeni başlayanlardansan işte bu sorular.

Ne Üretiyorsun?

Biraz seramik boyama, biraz bebek patiği az biraz da takı yapsam düşüncesi kısa ve uzun vadede hem sende hem de hedef kitlende kafa karışıklığı yaratacaktır. Birden fazla becerin ve ilgin olsa da, bunları, belirli bir kategoride toplamak ve birbiriyle ilişkilendirerek kullanmak önemlidir. Sitene, hesabına giren kişi çok renkli bir çıfıt çarşısında rastgele dolanmak değil, ürünlerini ve markanı ‘burada şu var’ diyerek odaklanmış bir bilgiyle, ilgiyle keşfetmek ister.

Sunduğun Ürün Ne İşe Yarıyor?

İnsanlar bir işe yaramadan bir kenarda toz toplayan şeylere artık para harcamak istemiyor. Ne kadar estetik, özgün bir tasarım olsa bile ürünün az çok bir fonksiyonu olması önemli, tek seferde kullanılacak olsa bile. Bu nedenle, hali hazırdaki bir ihtiyacı, yaratıcı bir bakış açısıyla yorumlayarak çözmen, kullanım keyfini artırman, deneyimi renklendirmen ve tasarımını buna göre uyarlaman gerekli.

Fotoğraf: Julie Aagaard

Malzemenle Fark Yaratabiliyor musun?

Ürünü yaparken kullandığın ana malzemenin fark yaratan ve tüketici için önemli olan bir yönü var mı? Organik, antialerjik, antibakteriyel, hafif, ekonomik, geri dönüşümlü, nadir bulunan, en yüksek nitelikte olan gibi özellikler, seni benzerlerinden ayrıştırarak tercih edilmende önemli rol oynayabilir.

İş Sürecin Beklenen Standartları Karşılıyor mu?

Özellikle tek başına bütün süreci sen yükleniyorsan yani ürün tanıtımından tasarım ve üretimine, sipariş alımından, teslim edilmesine kadar her adımda tek tabancaysan, o zaman, üretim kalitesinden ayrı olarak zaman yönetimi, planlama, müşteri ilişkileri, pazarlama gibi temel fonksiyonlarda da iş hacminden bağımsız kendini geliştirmelisin. Önce kişisel marka çalışması ile başlamalı ve zaman içinde büyütmeyi hedeflediğin işinin marka kimliğini oluşturmalısın. Sistemi ne kadar erken tutarlı hale getirirsen ileride artan destek işgücünle devam etmen o kadar kolay olacaktır.

El becerisi yüksek kişilere her daim imrenmişimdir. Kim bilir henüz ortaya yeterince çıkmamış ne değerlerimiz var. Dilerim son dönemde yakalanan ivme katlanarak artar ve daha fazla markamızla gurur duyarız.