Kişisel Gelişim

Bir Yıl, Bir Soru, Bir Yanıt

2022 nin ‘en’leri konuşulmaya, listelenmeye başladı. Herkes kendi beğenisi, değerleri, takip ettikleri üzerinden değerlendirmesini yapıyor.

Kendime dair bu yılın ‘en’ keşfine çıkmışken, karşılaşabileceğin en zorlayıcı ve gıcık koçlardan biri olarak kendime sorduğum tek bir soruyu bırakıyorum buraya. YanıtıMı da. İstersen alırsın. Koçluğu hala daha çiçek böcek, güneş bulut, sevgi kelebeği, ‘yürü aslanım yaparsın’ gazı olarak bilenlere de satır arasında göndermemizi yapmış olalım. İşte sorumuz. ‘2022 deki en kalıcı farkındalığın neydi?’ Kalıcı dememin sebebi,  fark ettiğin her ne ise onun üzerine nasıl bir aksiyon aldın, o farkındalığınla neyi, nasıl değiştirdin ya da değiştiriyorsun? Kısaca, fark ettin de ne oldu? Öncenin sonrasına ne ekledin? Sakin.. hep bir sorunun altından zibilyon tanesi çıkar.

2022 benim için tuhaf bir seneydi. Tuhaf ifadesini seviyorum. Tam olarak anlamadığım, muhtemelen çok sonrasında dank edecek sis bulutuna en uygun tanım gibi geliyor bana. Yıl henüz bitmedi, abuk bir şey söyleyip evreni de son dakikada kızdırmak istemiyorum. Tuhaf, kıvamında örtülü. Sıradan yaşanmışlıkların altındaki ‘hadi hayırlısı’ sorgulamaları.

Tamamen içe dönük başlayan bir yıl. Sonra bir ‘ehh dön dön bak içine bak nereye kadar?’noktasına varış. Hadi biraz da dışarıda arayayım modu, yol hali. Yolculuk sonrası ben aynı ben değilim orası kesin. Kafamın içinde asla bulamayacağım parçaları toplayıp toplayıp geri dönme hali.

Sıradan bir bahar çoktan bitti, sıradan bir İzmir yazı da bitmek üzere. ‘Kutlamak gelmiyor bu yıl içimden’ dedim, ‘o zaman bir covid gönderelim’ dedi hayat. Bir mumu ancak üfleyebildim. ‘Aha, iyileştim galiba, madem öyle, eğlenelim o zaman!’ dedim. İptal edilmeyen nadir festivallerden biri. Yıldızların altında denize girilip bağıra çağıra şarkılar söylenecek, sabaha kadar biat değil inat denilecek. Otoriterler izin verdi, hayat vermedi, değil dans etmek duvarlara tutunarak ancak yürüyebilmek, festival alanına birkaç km ötede sabah akşam iğneye mahkum olmak, ‘sen yoksan ben de gitmem’ diyen birine ‘başkasıyla git’ demekten daha da yorulmak ve ikna edememek. Sahi ben hangi ay hayata, ‘bitse de gitsek’ demiştim. Vazgeçtim kalıyorum, inadına festival tadında hem de.

9 Eylül, evet! oradaydım, tam da olmam gereken yerde!

Sonbahar, yine memleketimiz güzelmiş keşif gezileri. Gelen bir telefon. ‘Hayır bıraktım ben bu işleri, yeter’ diyememek. ‘Elbette söz konusu gençlerse elimden gelen desteği varım’ diyerek verilen söz. En zayıf yerimden vurdu yine, demeyin bana ‘gençler var’ demeyin. Ben bir karar vermiştim hayat, bana başka bir yol açarsın, giderim artık diye.

En kalıcı farkındalığım. Hayatla daha yapacaklarımız, alıp vereceklerimiz var gibi görünüyor, benim terk etmek istediğim sularda. Her an çat diye faturayı kesebileceğini de biliyorum. Aksiyonum ne? Kafeste değilim uçamıyorum da. Kanatlarım veya cesaretim olmadığından da değil. Henüz zamanı gelmediğinden. Kim bilir belki sözler tutulduğunda, belki takvim yaprakları bir tur daha döndüğünde. Anda, akışta kalmak, geleni kabul etmek, zihni susturmak.. aksiyonların en zoru.. eyvallah, inadım inat o zaman.

Kişisel Marka

Kuş Uçuşu

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, başlıkla aynı ismi taşıyan diziyi yorumlamak benim işim ve uzmanlığım değil, ‘nasıl’ anlattığına değil, ‘neyi konu edip, ne’ anlatmak istediğine odaklanarak yazıyorum. İzlemeyenler için spoiler içerebilir uyarısını da yaparak başlayayım.

Var olma motivasyonuyla hareket edenin önünde kimse duramaz

İnsan kendi varlığını, diğerlerinin o var olma halini fark etmesi, algılaması, onaylaması, onunla iletişim ve ilişki kurması, takdir etmesi bağlamında anlamlandırıyor. Kendi bedeni, zihni, duyguları ile temasta olup bunu yeterli bulması ve ‘evet, ben başkalarının bunu kabul edip önemsemesinden bağımsız olarak varım, dolaylı dolaysız birçok şeye de etkim var’ diyebilmesi yüksek farkındalık istiyor. Bu farkındalık da zaten o insanı her ortamda, her koşulda var sayılması gerektiği beklentisinden uzak tutuyor, kendi varlığına öz kabul verdiği ve öz değerini bildiği için de bir hiç olarak görüldüğü ortamlarda varlığını algılatma gereği duymuyor.

Dizi, kurum içi ve dışı rekabetin yüksek olduğu medya sektöründe geçiyor. Eminim kurumsal firmalarda çalışan birçok beyaz yakalı, dizide, kendi deneyimlerine benzer noktalar bulmuştur. ‘Yüksek performans ve nasıl elde edildiğinden bağımsız sonuçların’ var olma düzeyinizi belirlediği ortamlardan bahsediyorum. Hatta çoğu zaman bunların bile yeterli olmadığı gizli, açıkça söylenmeyen kriterlerle belirlenen bir düzey. Bu düzey kadar selam alıyorsunuz, toplantılara çağrılıyorsunuz, fikriniz soruluyor, hatalarınız görmezden geliniyor, tercih ediliyorsunuz, terfi alıyorsunuz, kurum dışına da taşan bir birey oluyorsunuz.

Dizinin hikayesi de görmezden gelinenler ile görünür olanlar arasında geçiyor. Var olma mücadelesinde seçilen yollar ne kadar farklıysa, görünür olanların da varlığını nasıl sürdürdüğü o kadar farklılık gösteriyor.

‘O olmak’ bir yol, ‘Onun gibi olmak’ başka bir yol, ‘Ondan ilham alarak Kendin olmak’ bambaşka bir yol

Var olma mücadelesini, varlığı görünür, bilinir, onay ve takdir görenler üzerinden yapılandırmak bir yol ve tercihdir. Sağlıklı bir şekilde yapıldığında Kişi Markasını etkin şekilde yöneten kişilerden ilham almak, onlara hayranlık duymak, onları rol model olarak görmek doğaldır. Dizideki Aslı karakteri yeni mezun, genç, güzel, hırslı, cüretkar, kafasına koyduğunu yapma konusunda her türlü riski alan, ya hep ya hiçe oynayan bir kadındır. Yetenek ve zekasını, Kişi Markasını oluşturmak, mesleki beceri ve tecrübesini geliştirmek için kullanmak yerine, yıkıcı bir anlayış benimsemiş, sözde hayran olduğu Lale Kıran olmaya kafayı takmıştır, bunun için de onu yok etmeyi bile göze almıştır. ‘O olmak’ ın imkansızlığını bildiğinden ondan, aslında kendinden nefret etmektedir. Bu yol, tüm seçenler için öz nefretlerinin bir yansımasıdır.

‘Onun gibi olmak’ ise günümüzde çoğunlukla tercih edilen en kolay yoldur. Onun gibi görünmek, davranmak, düşünmek, onun sosyal çevresine girmeye çalışmak ile görünür duyulur olmak. Sosyal medya takipçi sendromu dediğim bir durum bu. Ona benzer yaklaşımlar sergileyerek popüler olma, takipçi sayısını arttırarak kişisel marka olduğuna inanma hali. Özgünlükten, yaratıcılıktan uzak durma, bu nedenle sadece geçici bir etki yaratabilme.

Sen beni şu anda olduğum noktadaki halimle görüyorsun, peki buraya nasıl geldiğime dair bir fikrin var mı?

‘Ondan ilham alarak Kendin olmak’ yolu ise, en zoru, benim, doğuştan getirdiğimiz Kişi Markamıza sahip çıkıp onu yönetme dediğim yol. İlham aldıklarımızın, takdir edip imrendiklerimizin kişisel markalaşma hikayelerini objektif bir şekilde irdeleyerek, dersler çıkararak kendi markamıza uygun olanları alarak kendi hikayemiz için güç, cesaret ve motivasyon kaynağı yapmak.

Ne kadar Bedel ödemeye Hazırsın?

Lale Kıran, harika bir Kişisel Marka örneği. Basın yayınla ilgili gerekli eğitimi almış, mesleğini aşkla yapan, en alt kademeden başlayarak yıllara yaygın emek ve çaba ile deneyim kazanmış, sonunda da akşam haberlerini sunan pozisyonu ve başarıyı elde etmiş, mesleki etik anlayışından taviz vermeyen yönüyle benzerlerinden kendini ayıran, yoğun ve stresli iş temposuyla aile hayatını da dengeleyen bir kadın. Bu nedenle de, eninde sonunda ortaya çıkan ‘gerçek’ kadar net ve güçlü.

Dizi; fark etmek isteyene, Kişisel Markalaşma sürecinin yaşama yayılan bir süreç olduğunu, daimi bir çaba ve gelişim gerektirdiğini ve Marka olunduğunda dahi Kendin olarak kalmanın ağır bedelleri olabileceğini anlatıyor. Oscar Wilde’ın dediği gibi ‘Kendin Ol, geri kalan herkes çoktan alındı’.

Kişisel Marka

Kişisel Marka Olumlamaları

Bireyselleşme yolculuğun, kendini yaratma sürecindir. Kişisel Markanı keşfetmen ve yapılandırmak için yapacağın her türlü zihinsel ve eylemsel çalışma, bu süreci kolaylaştıracaktır. Kişisel Markana sahip çıktığında, kendini nasıl algıladığın, dışarıdan nasıl algılandığın ve en iyi versiyonun arasında uyumlu, tutarlı ve dengeli bir bağ kurarsın. Markalama sürecinde olduğu gibi Kişisel Marka Keşif ve Yapılandırma Sürecinde de her şey içerden başlar dışa doğru yayılır. Kendine kendinle ilgili bilinçli veya bilinç dışından söylediğin her şey, Kişisel Marka Kimliğine yansıyacaktır. Senin için özel hazırladığım Kişisel Markana Sahip Çıkmanı kolaylaştıracak olumlama listesini sevgiyle aşağıya bırakıyorum. Gün içinde tekrarlayabilir, en çok ihtiyaç duyduklarını el yazınla not alabilir, gözünün önüne yerleştirebilirsin. Değerlendirme yöntemin tamamen sana ait. Sevgi ve keyifle olsun.

Kişisel Marka Koçu & Kaşifi Ece ERKAL

• Bu dünyada Biricik OLduğumu biliyor ve bunu doya doya yaşıyorum
• Beni BEN yapan özelliklerimin farkındayım ve onları sevgiyle kucaklıyorum
• Yaşamda bana ait olan bir yol, alan olduğunu biliyor, bu yolda keyifle yürüyorum
• Tüm yaşam deneyimlerime sahip çıkıyor ve onları değerlendiriyorum
• Farkındalıklarımı bana özgü yeteneklerle harmanlıyor, kendi tarzımı yaratıyorum
• Olduğum gibi görünüyor, göründüğüm gibi oluyorum
• Yaşamımdaki önceliklerimi ve değerlerimi biliyor, yeterince onure ediyorum
• Kendi MerkeziMdeyim
• Bu dünyaya kendimin en iyi versiyonunu gerçekleştirmek için geldim
• Güçlü yönlerimi değerlendirerek daha da geliştiriyorum
• Zayıf yönlerimi ve hatalarımı olduğu gibi kabul ediyorum
• Geliştirebileceğim yönlerim için sevgiyle, azimle ve keyifle emek veriyorum
• Başkalarının yanıMdayken nasıl hissettiğini önemsiyorum
• Sözlerim ve davranışlarımla başkalarını nasıl hissettirdiğimi önemsiyor ve duyumsuyorum
• Kendime ve başkalarına karşı dürüst ve açığım
• Başkalarının sınırlarına saygı duyarak kendi doğal halimi rahatlıkla ortaya koyabiliyorum
• Başkalarının da benimle birlikteyken kendilerini doğallıkla ifade etmelerini destekliyorum
• Ayırt edici özelliklerimin, becerilerimin, yeteneklerimin farkındayım ve bunları OLUMLU yönde kullanmayı seçiyorum
• Başkalarında gördüğüm, algıladığım farklılıklara saygı duyuyorum, insanları olduğu gibi kabul ediyorum
• Sahip olduğum maddi manevi tüm kaynaklarımı bana özgü bir tarzla harmanlıyorum
• Böylelikle kendi üretken olacağım yolu, alanı kolaylık ve keyifle tasarlıyorum
• Bu yolda bana rehberlik edildiğini biliyor, kabul ediyorum
• Olduğum tüm hallerimi fark ediyor, onlarla barışıyor, bütünleşiyorum
• Sevgiyle olgunlaşıyorum
• Beden dilimin ve başkaları üzerindeki etkisini biliyor, özen gösteriyorum
• Uzmanlık alanımda başkalarının sunduğu hizmetlere saygı duyuyorum
• İyi ve etkin olanı takdir etmeyi biliyorum
• Kendimi sadece kendi katettiğim yolla kıyaslıyorum
• Daha iyiden ilham almayı seçiyorum
• Rekabet anlayışım bolluk bilincimden kaynaklanıyor
• Alanımda sürekli gelişen, büyüyen bir pazar var
• Kişisel Marka Farkımla benden hizmet alacak potansiyelle buluşuyorum
• Hedef Kitlem için En İyi Seçenek Olmak için çaba gösteriyor, sürekli gelişiyorum
• Neyi ne için yaptığımı biliyorum
• İşime, geleceğime sahip çıkıyorum
• Başkalarının da Kişisel Markalarını Fark Etmelerini destekliyorum
• Kimlere, ne zaman, ne ölçüde görünür, duyulur, hissedilir olacağımı Ben Belirliyorum
• Artık Kendi Hayat Sahneme çıkmaya hazırım
• Kişisel Markamın başındayım
• Hikayenin kendisi Ben’im
• Yaptığım iş kendimi gerçekleştirmek için kullandığım bir araç
• Hem bu aracı hem de kendi kullanma yöntemlerimi sürekli geliştiriyorum
• Yeni koşullara kolaylıkla adapte olabiliyorum
• Krizlerin içindeki fırsatları görmeyi seçiyorum
• Çevremdekiler ne iş yaptığımı bilirler ve beni başkalarına içtenlikle tavsiye ederler
• Destekçilerim her geçen gün artıyor
• İş hayatımda olduğu kadar özel ve sosyal yaşamımda da aranan, bilinen, takdir edilen biriyim
• İş ve özel hayatım arasında denge kurabiliyorum
• Yaptığım işe Kişisel Marka İmzamı atıyorum
• İşimi yaparken İnsani, Etik ve Mesleki Değerleri daima Gözetiyorum
• Ben değerliyim ve Kişisel Markamın Gücünü keyifle yaşamayı hak ediyorum

Kişisel Gelişim

Senin Normalleşme Adımların Ne?

Uzun zamandır hayalini kurduğumuz normalleşme adımları yavaş yavaş uygulanmaya başladı. Elbette, virus ve hastalık riskinin tehdidi tam olarak bitmiş değil, tedbirlerimiz devam ediyor. Diğer yandan alınan önlemlerin sonucu, aşılamanın hız kazanması sonucu kısıtlamalar yavaş yavaş esniyor.

Pandemi ilk başladığında bu durum belirsizlik içeren bir yenilikti bize. Endişe kadar eğlence de getirmişti acıya, ızdıraba ve ölüme rağmen. Bir direnme arzusu, hayatla dans etme dürtüsü yaratıcı çözümleri de aktive etmişti bir yandan.

İkinci sahne ise gerçekle daha net yüzleştirdi bizi. Kısıtlamalar tüm dünyada uzadığı gibi sertleşti de. Virusun de mutasyon aracılığıyla hayatta kalma mücadelesi, bizi konuyu daha ciddi almaya ister istemez teşvik etti. İlk döneminde bizi, insanlığı, yaşam ve gezegenimiz hakkında sorgulatmaya başlatan bu süreç, ikinci dönemindeki kapanışta bu sorgulamaları daha da derinleştirdi, elbette farkındalığı yüksek ve hazır olanlara.

İşte şimdi, dış dünyada kendini göstermeye başlayan yeni normale istinaden kendi yeni normalimize dair sormamız gerekenler.

Eski ve Yeni Alışkanlarıma dair Ne Biliyorum?

Pandemi sürecinde yeme içme, hareket etme, dinlenme, uyku, ögrenme, çalışma, zamanımızı değerlendirme, sosyalleşme, iletişim, ilişkiler alanındaki birçok alışık olduğumuz düzen, yöntem alt üst oldu, değişti. Daha fazla ve sık dijitalleştik, hem fiziksel mesafe hem de fiziksel kısıtlama bazen zorladı, bazen de hayatımızdaki insanları ve onlara verdiğimiz değeri sorgulattı. Sanat, kültür, hobi faaliyetlerimizin bizi nasıl beslediğini daha iyi fark ettik. Bu dönemde fiziksel rahatımız da oldukça genişledi, rahat giyinir olduk, kilo aldık, sosyal alandaki hazlarımızı bu alanlara kaydırdık. Peki, bunların hangileri bundan sonrası için kalıcı olacak? ya da olmalı? Yeni alışkanlıklarımız hayatımıza eskilerinden daha faydalı olursa değişim anlamlı olur değil mi? Edindiğin yeni ve faydalı alışkanlıkları yeni normaline taşırken diğerlerinden yol yakınken özgürleş!

Değerlerimde Nasıl bir Değişiklik Var?

Değerlerimiz, bizi ve kişisel markamızı yapılandıran önceliklerimizdir. Onları hayatımızın her alanına ne ölçüde katarsak o derece doyumlu oluruz. Bu dönemde yeterince içe dönüş yaşayanlar, hayatını ve önemsediklerini yeniden gözden geçirenler değerlerini de yeniden belirlediler. Bundan sonra yaşam alanlarında yeni dengeler kurmaya başlamaya ve zaman yönetimlerini de buna göre yapmaya niyet ettiler hatta yavaş yavaş uygulamaya başladılar. Her şeyden önemlisi sağlık, aile, yardımlaşma, çevre, hakkaniyet gibi kavramların önemini daha da sindirdiler ve ellerindekilerin değerini bilmek, şükretmek için farkındalık kazandılar.

Farkındalıklarımı Yeni Üretim ve İş Modellerimde Nasıl Değerlendireceğim?

Kendine dair değişim ve gelişmeleri iş modeline, kişisel ve girişimci markana nasıl yansıtacağın bundan sonraki rekabet avantajını belirleyecek. Orta ve uzun vadede, pandemiden öğrenenler, yeni normallere uyumlananlar oyunun kurallarının belirleyecekler. Kendi sektöründeki kısıtlamalardan neler öğrendin? Sunduğun değer paketin ne ölçüde dijitalleşmeye uygun ve sen bunu başarabildin mi? Kaldığın yerden aynen devam mı yoksa söyleyecek yeni bir sözün, tasarlayacak yeni bir müşteri deneyimin var mı? Hedef kitlen payına düşen gelişimi aldı, ya sen? Hala aynı frekansta mısınız?

Sen ve sevdiklerin bu süreci hayatta kalarak atlattıysa ne mutlu! Bir kaybın varsa da güçlenerek yasını aşmak ve hayatın kendisinin ne büyük bir armağan olduğunu anlamak senin elinde. Tıpkı, yeni normalin; senin, sevdiklerin, yaşamın ve dünya için daha iyi olmasına katkıda bulunma gücünün olması gibi.