Duyularımız aracılığıyla dış dünyayı algılar ve onunla iletişime geçeriz. İdeal olanı tamamını dengeli ve etkin bir şekilde kullanabilmek olsa da çoğumuz herhangi bir duyu kaybı yaşamasak dahi bazı duyularımızı daha öncelikli ve baskın olarak kullanırız. Bu tercihimiz bizim dilimize, öğrenme, satın alma ve pazarlama davranışlarımıza da doğrudan yansır. NLP de geçen ve temsil sistemleri olarak belirtilen bu durum, özellikle satış pazarlama eğitimlerinin vazgeçilmez konu başlıklarından biridir. Bu alanda çalışan başarılı ve sonuç alan kişilere baktığımızda, hem kendi temsil sisteminin farkında olduklarını hem de potansiyel müşterilerinkileri anlayıp onlara kolaylıkla uyumlandıklarını görürüz. Hatırlatalım, yılanı deliğinden çıkaran tatlı değil, uyumlanmış bir dildir.
Hayatın her alanındaki iletişimimizin bir satış pazarlama dili gerektirdiğini düşünen biri olarak bu yazımda, temsil sistemlerimizin sevgimizi ifade ederken ve bize gösterilen sevgiyi algılarken oynadığı belirgin rolden bahsedeceğim.
Görseller
Görme duyusunu önceliklendirenler. Sevdiğini görmeden duramayanlar. Görme imkânı yoksa görüntülü arayanlar, sürekli fotoğraf isteyenler, paylaştığınız bir fotoğrafı piksel piksel inceleyenler, sevdiklerinin fotoğraflarını evlerinin ofislerinin her bir yerine serpiştirenler, ‘ne zaman göreceğim seni? neredesin? ne giydin?’ Gibi soruları sıklıkla soranlar. Uzay zaman boyutlarında sürekli sizi bir yerlere konumlandırmak isteyenler.
Gösterişli, trendy, dikkat çeken, şık, özenli, uyumlu, farklı giyim tarzlarından hoşlanırlar. Modayı yakından takip ederler. İnternetten en kolay en hızlı ve en çok alışveriş yapan grup onlardır. Kendilerini kolaylıkla o kıyafetin içinde hayal edebilirler. Kendi fiziksel görünüşlerinden emin olmak isterler, partnerlerinin ‘güzel, yakışıklı’ olarak nitelendirilmesinden rahatsızlık duymadıkları gibi bununla gurur duyarlar. Göze hitap eden hediye ve paketlerini alıp vermeyi severler. Görsel erkekler birinde, vitrinde gördükleri bir kıyafetin partnerlerinde nasıl duracağını hemen imgeleyip onu hediye etmeyi severler. Görsel kadınlar, evden çıkmadan önce partnerinin kravatına son düzeltmeyi yapmaya, minnacık bir kıl tüyü üzerlerinden almaya, saçına başına sakalına gözüyle onay vermeye bayılır.
İlk bakışta aşka en çok bu grup inanır. Bir bakışla heeeer şeyi anlattıklarını düşünürler. Ki; sizi baştan aşağı süzerek kafalarından çok şey geçirdikleri kesindir de artık siz ne kadarını tahmin edebilirseniz. Temastan en çok kaçanlar görsellerdir. Mümkün olsa tokalaşmayı bile yürürlükten kaldırırlar. Kısaca kafalarından geçirdiklerini uygulamaya koymaları epey zaman alır.
Erkeklere görsel partnerleri için çiçek verme yöntemine gelince. İçinde mutlaka sevdiği renklere sahip çiçeklerden, olabildiğince farklı bir tasarımı olan, kesinlikle paraya kıydığınızı gösteren bir aranjman. Kendiniz veriyorsanız o karşı konulamaz bakışlarınızı da çakmayı ihmal etmeyin. Aldıktan sonra size teşekkürden önce hemen fotoğrafını çekip paylaştıysa bu iş olmuştur. Daha ne yapsın?
İşitseller
İşitme duyusunu önceliklendirenler. Sevdiğinin sesini, nefesini, kalp atışını duymadan duramayanlar. Telefonlarına geri dönüş olmadığında en çok kızanlar, alınanlar, ‘hiiiiç bir sebebi yok sadece sesini duymak istedim o kadar’ diye arayanlar. Şarkılarla sevenler, bir şarkıda melodide anılara en hızlı dönebilenler.
Ne yaparsanız yapın, sizden duymak istedikleri sevgi, onay, kabul, takdir sözlerini sıklıkla duymadan sakinleşmeyenler. Söylediğiniz çok olumlu bir ifade kelime olsa dahi vurgusuna tonuna moduna takıldığı için sesinizi duyurmakta zorlandıklarınız. Buluşmalarınızda ortamın ses/gürültü durumuna, sunduğu müziğe en fazla hassasiyeti gösterenler. Hatırlayanlar bilir, Barış Manço’nun ‘abi, tam ne güzel kıza açılıyordum, domates biber patlıcan satacak zamanı mı buldun?’ diye sitem edenler. Özenle ayarladığı bir birlikte sinema randevusunda, ‘popcorn da alsak mı?’ sorunuzla darmadağın olup sizi bir anda ‘çatır çutur’ ses çıkarırken duyup içinden ‘şangııırrtt, kırdıın kalbimi’ diye haykıranlar.
Fiziksel temas ve sevgi gösterileri sırasında fısıldaşma, kıkırdama, yaramaz sözcükler ve olmazsa olmaz boollca ismini sayıklamanızı bekleyenler. Onlara verilebilecek en güzel hediyelerden biri kendi sesinizin bin bir tınısı ile hazırladığınız, sizden duymak istediği sizin de söylemeden duramadığınız her şeyi içeren bir ses kaydı. Telesekreterine öpüyorum demeyin onun yerine öpün duysun dudaklarınızı.
Erkeklere işitsel partnerleri için çiçek verme yöntemine gelince. Size en sevdiği çiçeği söylediyse duymuş olmanız gerekiyor yoksa yandınız. Kendiniz veriyorsanız mutlaka güzel sözler eşliğinde olmalı, gönderiyorsanız mutlaka not içermelidir. Verirken sevdiği şarkıyı mırıldanabilir, aranızdaki özel kelimeleri, hitapları kullanabilir, kulağına ‘seni seviyorum’ diyebilir, çiçeğin anlamını içeren hikayeler anlatabilirsiniz. Duydum sizi, ‘aldık o kadar neyine yetmiyor’ dediğinizi. Gördüğü yetmiyor ben ne yapayım? Eh sesinden anlarsınız artık olmuş mu olmamış mı? Kulak eğitimi şart.
Dokunsallar Namı diğer Kinestetikler
Geriye hangi duyularımız kaldı, hadi sayalım. Dokunma, tatma ve koku alma. İşte dünyayı bunlarla algılayanlar, en az popülasyona sahip oldukları için de dünya dışı varlık olarak kabul edilenler. Hislerinden en çok bahsedenler, yeni tanıştıklarına bile kolaylıkla sarılabilenler, konuşurken en çok mimik ve beden dili kullananlar.
İstediğiniz kadar arayın, sorun, sesinizi duyurun, fotoğraf gönderin, eğer bir dokunsal partnerine sevdiğine dokunamıyor, kokusunu içine çekemiyorsa onun varlığını tam olarak algılayamıyor, hayatındaki yerini hissedemiyor demektir. Bu nedenle fiziksel olarak uzak kalındığında hem en çok özleyenler hem de en kolay kopanlardır.
Bir dokunsal partnerinin yemeğini onun tabağından almaz, partneri yerken onu öpüp onun dudaklarıyla birlikte tadar. Yemek randevuları için rahat ortamları tercih eder, yemeğin lezzeti dekorasyondan önemlidir. Bata çıka yemekten keyif alır. Özellikle dondurma, spagetti gibi şeyler yerken isterse herkesi baştan çıkarabilir. Şehvet kadar şefkatle dokunmayı en iyi bilenler ve sevdiklerine masaj yapmayı, dizlerine yatırıp saçlarını okşamayı da en çok sevenlerdir. Dokunsal bir erkek sevdiği kadından onun için ve onun yanındayken parfüm kullanmasını çoğu zaman istemez. Onun kendine has kokusunu bastıracak her şeyi uzak tutar. Sevdiklerinin eşyalarını, kıyafetlerini toplamadan, katlamadan önce koklayanlar da bunlardır.
Erkeklere dokunsal partnerleri için çiçek verme yöntemine gelince. Güzel kokan her şey. Rengi, azlığı çokluğu önemli değildir. Nergis, lavanta, yasemin, gül hangisi hayır diyebilir ki? Hafif serin ve nemli bir yaz akşamında bir melisa ağacının altında ona sarılsanız bile olur. Önce deriiin bir nefesle koklayıp sonra boynunuza atlıyorsa olmuştur o iş.
Hepimizde hepsinden var, dengeleyebilmek ve mümkün olduğunca oranlarını yakınsayabilmek önemli. Bazen detaylar, nüanslar işleri kolaylaştırır bazen de beklenmedik şekilde karmaşıklaştırır. Hem kendi hem de sevdiklerimizin temsil sistemlerini keşfetmek eğlencelidir bir yandan. Biraz tercümanlık yapabildiysem ne mutlu bana.
Sevgimle,
