Kişisel Marka

Kuş Uçuşu

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren, başlıkla aynı ismi taşıyan diziyi yorumlamak benim işim ve uzmanlığım değil, ‘nasıl’ anlattığına değil, ‘neyi konu edip, ne’ anlatmak istediğine odaklanarak yazıyorum. İzlemeyenler için spoiler içerebilir uyarısını da yaparak başlayayım.

Var olma motivasyonuyla hareket edenin önünde kimse duramaz

İnsan kendi varlığını, diğerlerinin o var olma halini fark etmesi, algılaması, onaylaması, onunla iletişim ve ilişki kurması, takdir etmesi bağlamında anlamlandırıyor. Kendi bedeni, zihni, duyguları ile temasta olup bunu yeterli bulması ve ‘evet, ben başkalarının bunu kabul edip önemsemesinden bağımsız olarak varım, dolaylı dolaysız birçok şeye de etkim var’ diyebilmesi yüksek farkındalık istiyor. Bu farkındalık da zaten o insanı her ortamda, her koşulda var sayılması gerektiği beklentisinden uzak tutuyor, kendi varlığına öz kabul verdiği ve öz değerini bildiği için de bir hiç olarak görüldüğü ortamlarda varlığını algılatma gereği duymuyor.

Dizi, kurum içi ve dışı rekabetin yüksek olduğu medya sektöründe geçiyor. Eminim kurumsal firmalarda çalışan birçok beyaz yakalı, dizide, kendi deneyimlerine benzer noktalar bulmuştur. ‘Yüksek performans ve nasıl elde edildiğinden bağımsız sonuçların’ var olma düzeyinizi belirlediği ortamlardan bahsediyorum. Hatta çoğu zaman bunların bile yeterli olmadığı gizli, açıkça söylenmeyen kriterlerle belirlenen bir düzey. Bu düzey kadar selam alıyorsunuz, toplantılara çağrılıyorsunuz, fikriniz soruluyor, hatalarınız görmezden geliniyor, tercih ediliyorsunuz, terfi alıyorsunuz, kurum dışına da taşan bir birey oluyorsunuz.

Dizinin hikayesi de görmezden gelinenler ile görünür olanlar arasında geçiyor. Var olma mücadelesinde seçilen yollar ne kadar farklıysa, görünür olanların da varlığını nasıl sürdürdüğü o kadar farklılık gösteriyor.

‘O olmak’ bir yol, ‘Onun gibi olmak’ başka bir yol, ‘Ondan ilham alarak Kendin olmak’ bambaşka bir yol

Var olma mücadelesini, varlığı görünür, bilinir, onay ve takdir görenler üzerinden yapılandırmak bir yol ve tercihdir. Sağlıklı bir şekilde yapıldığında Kişi Markasını etkin şekilde yöneten kişilerden ilham almak, onlara hayranlık duymak, onları rol model olarak görmek doğaldır. Dizideki Aslı karakteri yeni mezun, genç, güzel, hırslı, cüretkar, kafasına koyduğunu yapma konusunda her türlü riski alan, ya hep ya hiçe oynayan bir kadındır. Yetenek ve zekasını, Kişi Markasını oluşturmak, mesleki beceri ve tecrübesini geliştirmek için kullanmak yerine, yıkıcı bir anlayış benimsemiş, sözde hayran olduğu Lale Kıran olmaya kafayı takmıştır, bunun için de onu yok etmeyi bile göze almıştır. ‘O olmak’ ın imkansızlığını bildiğinden ondan, aslında kendinden nefret etmektedir. Bu yol, tüm seçenler için öz nefretlerinin bir yansımasıdır.

‘Onun gibi olmak’ ise günümüzde çoğunlukla tercih edilen en kolay yoldur. Onun gibi görünmek, davranmak, düşünmek, onun sosyal çevresine girmeye çalışmak ile görünür duyulur olmak. Sosyal medya takipçi sendromu dediğim bir durum bu. Ona benzer yaklaşımlar sergileyerek popüler olma, takipçi sayısını arttırarak kişisel marka olduğuna inanma hali. Özgünlükten, yaratıcılıktan uzak durma, bu nedenle sadece geçici bir etki yaratabilme.

Sen beni şu anda olduğum noktadaki halimle görüyorsun, peki buraya nasıl geldiğime dair bir fikrin var mı?

‘Ondan ilham alarak Kendin olmak’ yolu ise, en zoru, benim, doğuştan getirdiğimiz Kişi Markamıza sahip çıkıp onu yönetme dediğim yol. İlham aldıklarımızın, takdir edip imrendiklerimizin kişisel markalaşma hikayelerini objektif bir şekilde irdeleyerek, dersler çıkararak kendi markamıza uygun olanları alarak kendi hikayemiz için güç, cesaret ve motivasyon kaynağı yapmak.

Ne kadar Bedel ödemeye Hazırsın?

Lale Kıran, harika bir Kişisel Marka örneği. Basın yayınla ilgili gerekli eğitimi almış, mesleğini aşkla yapan, en alt kademeden başlayarak yıllara yaygın emek ve çaba ile deneyim kazanmış, sonunda da akşam haberlerini sunan pozisyonu ve başarıyı elde etmiş, mesleki etik anlayışından taviz vermeyen yönüyle benzerlerinden kendini ayıran, yoğun ve stresli iş temposuyla aile hayatını da dengeleyen bir kadın. Bu nedenle de, eninde sonunda ortaya çıkan ‘gerçek’ kadar net ve güçlü.

Dizi; fark etmek isteyene, Kişisel Markalaşma sürecinin yaşama yayılan bir süreç olduğunu, daimi bir çaba ve gelişim gerektirdiğini ve Marka olunduğunda dahi Kendin olarak kalmanın ağır bedelleri olabileceğini anlatıyor. Oscar Wilde’ın dediği gibi ‘Kendin Ol, geri kalan herkes çoktan alındı’.

Genel

Marka Kadınların Öz Değer Sırrı

Sevdiğin, hoşlandığın veya öyle olduğunu sandığın bir erkekle ayrılmış, onun tarafından terkedilmiş olabilirsin ya da hala ilişki içinde olup ondan istediğin ilgi ve sevgiyi alamıyor olabilirsin.

Bazen, bir kavramı açıklarken ‘ne değildir’ diye bahsetmek, asıl anlatılmak istenilen o kavramı daha net tanımlar. Şimdi ben de tam olarak bunu yapacağım. İşte sana, o erkeğin gözünde daha da değersiz algılanacağın ve onu tamamen kaybetmenin garantili, bir o kadar da eğlenceli yollarını yazıyorum.

Yapış ona. Güzelim porselen bir fincandan çıkmayan ruj lekesi gibi tutun ona. Hemen topla bütün kankalarını, ona senden daha fazla kızan kızlar tayfasını. Kurun 7/24 laf dönecek bir whatsapp grubu. Hepiniz üçer beşer tane de sosyal medyada sahte hesap açın. Stalkingin, dedektifliğin dibine vurun. Nereye, ne zaman, kimle gitmiş, ne yapmış, neden yapmış her koldan bakın, didikleyin. Eski, yeni, potansiyel sevgili, eş, arkadaş ne varsa onlara da dadanın. Sosyal medya yetmez gerçek hayattan da istihbarat toplamak için elinizden gelenin fazlasını yapın. Her gün kızlarla düzenli toplantı yapıp değerlendirin, varsayımlar, yorumlar, hakaretler havada uçuşsun. Kurun da kurun o güzel kafalarınızda. Yazın yazın, ha gayret bir dizi film senaryosu çıkacak buradan, kesin. Önemli işlerin, toplantıların, derslerin, sınavlarında bile bu senaryoda olsun aklın fikrin ne de olsa adamın bin pişman olduğunu sanıyor ve dişini bile senin için fırçaladığını düşünüyorsun.

Hemen gidip saçını başını değiştir, bir sürü gerekli gereksiz yeni kıyafetler al kendine, profil fotolarının hepsini en çekici hallerinle değiştir, her gün eğlenirken, takmıyorum, süperim şeklinde paylaşım yap, delice sarhoş ol arkadaşlarına bile gına getir. Bütün bunların kendini sevmek olduğunu sanıyorsun ya, yap yapabildiğin kadar. Özetle tüm işin gücün, anın, düşüncen, fiziksel ve zihinsel enerjin, hayatın bu adam olsun. Sen ve hayatın yok olsun. Onda ol, onda takılı kal. Daha da önemlisi tüm bunların onu geri getireceğine inan.

Tüm bunlar sana çok mu abartı geldi? Keşke öyle olsa, etrafta buna benzer o kadar çok örnek var ki. Bu ve benzeri tutumlarla herhangi birine attığımız duygusal kancaları karşı taraf bilinç dışında fark eder. Hiç bir iletişimimiz olmasa bile bu düşük ve bağımlı enerjiyi hisseder ve sadece bizden uzaklaşır.

Peki, bunların yerine ne yapabilirsin? Böyle bir durumda öfkelenmen, üzülmen, hayal kırıklığı yaşaman, özlemen, onu merak edip kıskanman son derece normal. Her şeyden önce tüm hissettiklerini tek tek tanımlayıp kabul edeceksin. Bunları öyle herkesle hemen paylaşma dürtünü kontrol edeceksin. Yanında olacak az öz insanı seçeceksin. Bu kişiler olabildiğince duruma ve sana karşı objektif olacak ve gerektiğinde hatalarını da sana hatırlatabilecek.

Yas dönemlerimizi nasıl yönettiğimiz kişisel markamız hakkında çok şey söyler. Kendi deneyimlerine, anılarına, üzüntüsüne, mutluluğuna, yanlış seçimlerine, yanılgılarına saygı duymayan birine kimse hiçbir koşulda duymaz. Öz değerimizi yüksek tutmanın temeli de budur.

Marka kadınlar için de duygularını etkin yönetebilmek özel ve iş yaşamlarında ayrı bir önem taşır. Dişi enerji doğası gereği olma halindedir. Dışarıdan sevgi ve şefkat dolu, yumuşak ve dingin bir yapıdayken içeride duruşu, ilkeleri sağlam, sert bir duruşu vardır. Sınırları ve layık olmadığı tutumlara karşı nettir, güçlüdür. Bir kadını özel hayatında ve bir erkeğin gözünde değerli kılan da budur. Kendi değerini yaşayan bir kadın.

Eğer bir ayrılık acısı yaşıyor veya hak etmediğin bir ilişkideysen içine dön. Tüm olumsuz duyguları kendi kendine ifade et. Kız, ağla. Kendi kendine yaşa ve tüket, yaşadıklarını sindir. Hatalarınla yüzleş ve hayatına devam et. Hobilerinle, işinle, hedeflerinle ilgilen. Umurunda bile olmayan birilerine nispet yapmak için değil gerçekten yanında mutlu, huzurlu olduğun insanlarla zaman geçir, eğlen. Bir süre gözden uzak ol. Kimseye bir şey ispat etmek zorunda değilsin. Kendi merkezindesin ve gücüne güç katıyorsun. Bu da geliyor, bu da geçiyor. Sürecine, markana yakışır bir ev sahibi ol.