Genel

Marka Erkeklerin Öz Yeterlilik Sırrı

İnsana dair gelişim, değişim ve dönüşüm sürecinden bahsederken aşk ilişkilerini ele almak en doğalı sanırım. Hem daha çok ilgi çekiyor hem de özel ilişkiler, insanın öz saygı unsurlarına çokça ihtiyaç duyduğu için yararlanmayı bilirsek sürecimize önemli katkılarda bulunuyor. Dünyada açlık, yalnızlık, savaş, hastalık, yoksulluk, yoksunluk, cehalet, baskıyla kendini yaratmak zorunda kalan nice insan varken ben de birçok olumsuzluk yaşamama rağmen her zaman aşkla büyüdüğüm için şükran dolu olmuşumdur.

Başka bir yazımda marka kadınların öz değer sırrından bahsetmiştim, bu yazı da marka erkekler için gelsin. Öncelikle şunu belirtelim, bir ilişkide doğaları gereği kadın değerinin bilinmesini erkek de yeterliliğinin fark edilmesini ve takdir edilmesini ister. Özellikle değerli ve yeterli hissetmek ister demiyorum; çünkü kimse bir diğerine böyle hissettirmekle sorumlu değildir. Biz kendimizi değerli ve yeterli hissetmeliyiz. İşin sırrı ve de özü de burada saklı ve sorunların birçoğunun kaynağı da.

Eğer sen de bir erkek olarak ağzınla kuş tutsan da bir türlü memnun olmayan, seni sürekli diğer erkeklerle kıyaslayan kadınlara çekiliyor ve kendini sıklıkla takdir edilmediğin, yeterli görülmediğin ilişkilerde buluyorsan işte sana öz yeterliliğin üzerine düşünmen gerekenler.

Fotoğraf: Josh Hild 

Sen zaten bir kahramansın, bunu hissetmen için bir kadına ihtiyacın yok.

Erkeğin doğası aksiyondur, mücadele ve rekabet etmek, üstün gelmek, işe yaramak, yaptıklarıyla mutlu edebilmektir. O eylemlerinin biri için fark yarattığını bilmek, deneyimlemek ister. Yine de, nasıl ki bir kadının değerli olduğunu hissetmesi için bir erkeğin, başka birinin varlığına ihtiyacı yoktur, bir erkeğin de kendini yeterli bulması başka birine bağlı değildir. Yaşamına bir bak. Yaptıkların, başardıkların, gerçekleştirdiklerin, dokunduğun hayatlar, kazanımların. Sen bunlara sahip çıkmazsan başkası ne kadar takdir etse seni tatmin etmez. Özgün savaşçı tarzını keşfet, benimse. Hedeflerine, ne istediğine ve güçlü yönlerine odaklan. Başarısızlıklarınla, hatalarınla barışmanın yolunu bul, özgürleş. Daima kendine hatırlat, süper kahramanların bile zayıf noktaları var.

Kendine rakip olmayı bırak, kendi önünden çekil.

O özel kadına sunabileceklerine odaklan. Sana özgü senin tarzınla onunla paylaşmak istediklerine. Birçok erkek yapmak isteyip de bir nedenle yapamadıklarına odaklanmakla o kadar mesgul ki, geri planda sürekli hayali rakip yaratıyor. Böyle yaparak da kendilerinde olan ve paylaşıldığında kadını çok mutlu edebilecek yönlerine, özelliklerine ve imkanlarına karşı körleşiyorlar. 

‘Kadınlar kendilerine kötü davranan erkeklerin peşinden gider’ genellemesinden uzak dur.

Etrafta ‘adam gibi adam yok’ diye şikayet edip karşılaştıklarını da seçmeyen kadınlar olabilir. Bu onların kendileriyle ilgili bir durum ve emin ol, bu tür adamlara çekilmeye karşı kendini iyileştirmeye çabalayan kadın da oldukça fazla. Bu bahane sana bir şey kazandırmadığı gibi sağlıklı bir ilişkiye hazır kadınları da göz ardı etmene sebep olur.

Kendi gücünün farkında, özgüveni yüksek marka bir erkek eril enerjisini verimli ve akıllıca kullanır. Bir kadının ilgisini çekmek için bu gücü, yerinde, zamanında ve olması gerektiği ölçüde kullanır. Böyle bir erkek kendi değerinin farkında bir kadın için son derece çekicidir. Öz yeterliliğin yükseldikçe çaban başka insanlardan onay beklentisi yerine yaşam amacına yönelecektir ve bu da sana o özel kadından da başkalarından da daha çok takdir getirecektir.    

Genel

Tüketici Rolümüzle Kişisel Markamızı Keşfetmek

Girişimlerin, üretenlerin, markaların hemen hepsi daha fazla ve sadık müşteri peşinde, çok da doğal. Benzerlerinin ortaya çıkması için zaman, inovasyon, yüksek teknoloji ve hatırı sayılır maddi kaynak gerektiren iş modelleri haricinde, ne yaparsak yapalım rekabet hayli yüksek. Bu nedenle de nasıl yaptığımızı belirleyen kişisel markalarımızın yarattığı fark ve farkındalık daha önemli hale geliyor.

Rekabet için etkin, yenilikçi pazarlama ve markalama stratejileri hiç olmadığı kadar aranan bilgiler arasına girdi bile. Bu yazıda üstüne daha az konuşulan bir noktaya değinmek istiyorum.

Benzer benzeri çeker ilkesi müşteri ve hedef kitle için de geçerlidir. Kitleyi satın alıcıya çevirmek ve o noktada tutmak için bunu dikkate almak gerekiyor. Bunun da ilk ve temel adımı, kendi tüketici davranış modelimizi ve nasıl bir müşteri olduğumuzu gözden geçirmek. Kendi uygulamadığımız tutumları müşterilerimizden beklemek ne derece gerçekçi olur değil, mi? Bu adım aynı zamanda bize tüketici yanımızla kişisel markamıza ve marka kimliğimize bakma fırsatı da verecektir.

İşte bir girişimci olarak sana rehber olabilecek birkaç sorgulama alanı.

Fotoğraf: Jeremias Oliveira

Hangi değerlerin, çözümlerin, fayda ve katkıların marka temsilcisisin?

Bir ihtiyacını karşılarken marka karşılaştırması yapıyorsan kendi değerlerinle ne ölçüde uyumlu vaadi olanı seçiyorsun? Ortalama kalite, hız ve fiyat dışında bir değer filtren yoksa veya seni rahatsız eden bir noktayı tercihlerine yansıtmıyorsan sen de yüzeysel ve anlık tercih yapan müşterilere hazır ol. O kadar emek vererek tasarladığın benzersiz değer öneri paketine, müsteri deneyimine talep ve sadakat bekliyorsan bilinçli tüketici farkındalığı edin.

Olumluyu ne ölçüde çoğaltıyorsun?

Tüketiciler olumsuz marka deneyimlerini olumlularına oranla paylaşmaya çok daha fazla eğilimli. Sen de onlardan biri misin? Sadece şikayet eden, telafi edilebilir bir hataya karşı sabır ve anlayıştan yoksun. Oysa ki temsilcisi olduğun bir markanın gönüllü bir tanıtımcı olsan, olumlu geri bildirimde bulunmanın gücünü keşfetsen hem tüketici olarak hem de üretici olarak deneyimlerine daha fazla olumluyu çekersin. Takdir görmek ve takip edilmek için takdir etmeyi bilmek ve olumluyu paylaşmaya istekli olmak şart.

Ne tür deneyimler bekliyorsun ve hangileri seni satın almaya motive ediyor?

Tercih ve satın alma süreçlerinin öncesinde, sırasında ve sonrasında müşteri olarak nasıl bir ortamda, hangi iletişim diliyle kimlerle muhatap olarak hangi tutumları bekliyorsun? Kişiselleştirilmiş, yönlendirilmiş, bilgilendirilmiş, özgür bırakılmış, ürünle baş başa, doğrudan dahil edilmiş? Nasıl ağırlanmak istiyorsan öyle davran potansiyel müşterilerine. Özen, detay, farklılık bekliyorsan sen de müşteri deneyimini bu yönde tasarla.

Bulunduğumuz sektör, iş kolu, pazarladığımız ürün ve hizmet tipine göre bu sorgulamalar çeşitli nüanslar gösterse de hepimiz satıcıdan önce bir satın alanız. Markalama ve konumlama stratejilerimizi belirlerken de bu farkındalığı kullanıp çuvaldızdan önce iğneyi batırabiliriz sanki, ne dersin?