Kişisel Marka

Kişisel Marka Stratejileri

Kişisel markanı etkin bir şekilde ortaya koyma ve yönetme süreci farkındalık, emek, zaman ve profesyonel destek ister. Önce Fark Et yaklaşımında kişinin doğuştan bir marka olduğu anlayışı benimsenir. Çalışma esnasında kişiyle birlikte birey markasının kimliği ve vaadi keşfedilir. Sonrasında ise bu vaadin paylaşım modeli yapılandırılır ve bir değer paketine dönüştürülür. Bu süreçte kullanılan genel stratejiler, kişisel markasının farkında olup onu geliştirmek isteyenler için ana başlıklar halinde rehber niteliğinde sunulmuştur.

Mevcut Durumunu Analiz Et

Öncelikle markalaşma ve marka farkındalığının ne aşamada olduğunu belirle. Bulunduğun konuma göre ufak bir dokunuş yeterli de olabilir, en baştan bilgilendirme ve destek alman da gerekebilir. Bir sonraki aşama, kendini nasıl algıladığın, şimdide başkaları tarafından nasıl algılandığın ve ‘arzulanan algı’ yı tanımlaman olacaktır. Bu üçü arasındaki mesafe ve tutarlılık sürecinin temelini oluşturur. En son aşamada yapman gereken ise  markalaşma sürecin için etkin ve objektif bir SWOT Analizi olacaktır. 

5N1K Formülünü Uygula

Kişisel Markalaşma, Kim(ler)e, Nerede, Ne Zaman, Ne Amaçla, Ne Yaparak, Nasıl bir Değer Karması sunacağını tasarlama sürecidir. Bu soruların her birine net ve tutarlı yanıtlar verdiğin zaman, atacağın adımlar gerçekten işe yarayacaktır. Hangi sosyal medya kanallarında olacağın, onları nasıl yöneteceğin, stilini, tarzını, görünümünü nasıl revize edeceğin, nasıl bir sosyal çevrede görünür olacağın gibi kararlar bu soruların yanıtına göre belirlenmelidir.

Kişisel Markanın Başına Geç

Oscar Wilde der ki; ‘Kendin ol, başkaları çoktan kapıldı’. Kişisel marka olmanın önemi kadar zorunluluğunu anlatan bu söz, marka yönetimin için de geçerli. Profesyonel destek, danışmanlık, koçluk, eğitim alsan da bunu içselleştirip uygulayacak sorumlu tek bir kişi var. SEN! Kimse senin adına markanı tasarlayamaz, yaratamaz. Böyle vaadlerden uzak dur, bu kimsenin ne işi, ne haddi ne de pratikte mümkün.

Marka Sloganını Bul

Tüm markaların kimlik, değer ve vaadlerini ortaya koyan, kısa, öz, hatırlanabilir bir sloganları vardır. Hedef kitlesini bu sloganı aracılığıyla harekete geçirir, onlarla bağını kurar, daha doğrusu bu birkaç kelime ile onlara kanca atar. Yaşam ayrıntılarda gizlidir. Ben bu farkındalık için buradayım, Önce Fark Et! Sen doğuştan bir markasın. Markanı Keşfet!

Markanı Güncel Tut

Genellikle bireyler yetkinlik, meslek, girişim alanlarında markalaşmak isteseler de yaşamının herhangi bir alanında markalaşmayı seçebilirsin, bu, diğer alanlara kendiliğinden yansıyacaktır. Kişisel marka olmak bir bütündür ve ünlü, fenomen veya sadece başarılı bir kariyer sahibi olmakla ilgili değildir. Markalaştığın alan her ne ise tüm gelişmeleri, rakiplerini, pazarı, tehdit ve fırsatları takip etmekle yükümlüsün. Elbette avantajlı olduğun, fark yarattığın kısmı sürdürülebilir kılmak da işin en önemli kısmı. Amacın bir yere tırmanmak kadar orada kalıcı olabilmek olmalı.

Kişisel Markanın Sunduğu Duyguya Sahip Çık

Önemli olan, ne yaptığın değil, nasıl yaptığın ve bunun sonucunda nasıl hissettirdiğin. İnsanlar diğer her şeyin sonunda bu duyguyu hatırlayacaktır. Marka kimliğinle, değerlerinle ve markalaştığın alanla uyumlu hangi duygu ile hedef kitlene ulaştığını fark et. Yaptığın her ne ise, tek değil, ilk değil. An içinde boynuzların kulağı geçtiği bu ortamda bu tarz küf kokan ifadelerin yeri yok. Uzay turizminde bile rekabet aldı başını gidiyor. Yerini doldurulamaz yapan şey hedef kitleni nasıl hissettirdiğin. 

Kişisel markalaşmada sihirli bir formül veya hap çözüm yok, diğer yandan atabileceğin küçük de olsa  birçok adım var. Fark yaratanlar rastladığı bilgiyi uygulayanlar, benden yazması.

Genel

Tüketici Rolümüzle Kişisel Markamızı Keşfetmek

Girişimlerin, üretenlerin, markaların hemen hepsi daha fazla ve sadık müşteri peşinde, çok da doğal. Benzerlerinin ortaya çıkması için zaman, inovasyon, yüksek teknoloji ve hatırı sayılır maddi kaynak gerektiren iş modelleri haricinde, ne yaparsak yapalım rekabet hayli yüksek. Bu nedenle de nasıl yaptığımızı belirleyen kişisel markalarımızın yarattığı fark ve farkındalık daha önemli hale geliyor.

Rekabet için etkin, yenilikçi pazarlama ve markalama stratejileri hiç olmadığı kadar aranan bilgiler arasına girdi bile. Bu yazıda üstüne daha az konuşulan bir noktaya değinmek istiyorum.

Benzer benzeri çeker ilkesi müşteri ve hedef kitle için de geçerlidir. Kitleyi satın alıcıya çevirmek ve o noktada tutmak için bunu dikkate almak gerekiyor. Bunun da ilk ve temel adımı, kendi tüketici davranış modelimizi ve nasıl bir müşteri olduğumuzu gözden geçirmek. Kendi uygulamadığımız tutumları müşterilerimizden beklemek ne derece gerçekçi olur değil, mi? Bu adım aynı zamanda bize tüketici yanımızla kişisel markamıza ve marka kimliğimize bakma fırsatı da verecektir.

İşte bir girişimci olarak sana rehber olabilecek birkaç sorgulama alanı.

Fotoğraf: Jeremias Oliveira

Hangi değerlerin, çözümlerin, fayda ve katkıların marka temsilcisisin?

Bir ihtiyacını karşılarken marka karşılaştırması yapıyorsan kendi değerlerinle ne ölçüde uyumlu vaadi olanı seçiyorsun? Ortalama kalite, hız ve fiyat dışında bir değer filtren yoksa veya seni rahatsız eden bir noktayı tercihlerine yansıtmıyorsan sen de yüzeysel ve anlık tercih yapan müşterilere hazır ol. O kadar emek vererek tasarladığın benzersiz değer öneri paketine, müsteri deneyimine talep ve sadakat bekliyorsan bilinçli tüketici farkındalığı edin.

Olumluyu ne ölçüde çoğaltıyorsun?

Tüketiciler olumsuz marka deneyimlerini olumlularına oranla paylaşmaya çok daha fazla eğilimli. Sen de onlardan biri misin? Sadece şikayet eden, telafi edilebilir bir hataya karşı sabır ve anlayıştan yoksun. Oysa ki temsilcisi olduğun bir markanın gönüllü bir tanıtımcı olsan, olumlu geri bildirimde bulunmanın gücünü keşfetsen hem tüketici olarak hem de üretici olarak deneyimlerine daha fazla olumluyu çekersin. Takdir görmek ve takip edilmek için takdir etmeyi bilmek ve olumluyu paylaşmaya istekli olmak şart.

Ne tür deneyimler bekliyorsun ve hangileri seni satın almaya motive ediyor?

Tercih ve satın alma süreçlerinin öncesinde, sırasında ve sonrasında müşteri olarak nasıl bir ortamda, hangi iletişim diliyle kimlerle muhatap olarak hangi tutumları bekliyorsun? Kişiselleştirilmiş, yönlendirilmiş, bilgilendirilmiş, özgür bırakılmış, ürünle baş başa, doğrudan dahil edilmiş? Nasıl ağırlanmak istiyorsan öyle davran potansiyel müşterilerine. Özen, detay, farklılık bekliyorsan sen de müşteri deneyimini bu yönde tasarla.

Bulunduğumuz sektör, iş kolu, pazarladığımız ürün ve hizmet tipine göre bu sorgulamalar çeşitli nüanslar gösterse de hepimiz satıcıdan önce bir satın alanız. Markalama ve konumlama stratejilerimizi belirlerken de bu farkındalığı kullanıp çuvaldızdan önce iğneyi batırabiliriz sanki, ne dersin?