Genel

Önce Hayatla ve Kendinle Flört Et

Sıradan bir İzmir gününde gayet sıradan düşüncelerle yolda yürürken karşıdan kendi aralarında şakalaşarak gelen bir öğrenci grubu fona dahil oldu. Tam bana okul çıkışı zamanını hatırlatıyor derken gençlerden biri bir anda yere düştü. Şaşırmaya fırsat kalmadan yanımdan geçen bir adam, düşen kızı arkadaşlarına işaret edip ‘bırakmayın ya belki lazım olur’ dedi. Ben dahil hepimiz bastık kahkahayı. Pandemiydi, ekonomiydi derken özledik. Beklenmedik bir anda gülmeyi, tanımadıklarımızla tereddüt etmeden şakalaşmayı, hayatı birlikte o anda neşe ile bir yapmayı. 

Videolarına aşina olduğum Adil Yıldırım’ın Flört Etme Sanatı kitabını ilk halinden beri takipteydim ve öncelikle hayatla yeniden flört etmek ve yaşam enerjimi yükseltmek için okumaya niyet etmiştim. Bu olaydan birkaç gün sonra kadın kuzenim ilişkileri konuşurken ‘biz flört etmeyi bilmiyoruz bence, sen buna biraz kafa yorsana’ deyince ‘al tüyosu’ ikinci kez gelmiş oldu. Yine hayatın zamanlaması muhteşemdi; çünkü, bu plansız ertemele sayesinde kitabın genişletilmiş versiyonuyla buluşmuş oldum.

Sevdiğim kafelerden birine oturup okumaya başladım. (Yok Adil Bey valla kimse benden tuzluk, şekerlik filan istemedi ya da kitaptan kafamı kaldıramadığımdan fırsat bulamadı garibim. Olmaz ki ama hem flört et deyip hem de kısmet kapamak). Kitap evimde aynı günün akşamında bitiverdi, daha yeni ısınmıştık oysa birbirimize. Çok güzel vakit geçirip de büyüden telefon numaralarımızı alıp vermeden ayrılıp sonradan ayılmak gibi oldu.

Kitabı en başından beri ‘ben bu durumda ne yapardım, ne söylerdim, nasıl bir tavır takınırdım?’ diyerek okudum. Adil Bey duymasın, o kahve makinesi başındaki ve güneşlenme sahnelerinde çok daha yaramaz yanıtlar verirdim. Ya da duysun yahu, kitabın ileriki bölümlerinde okurlarından istediği tam da bu zaten, kendi flört sahnelerimizi hayal edebilmek.

Kitapta flört oyununa has kural ve ilkeleri öğrenirken kendi tarzınızı da keşfediyorsunuz ve bence daha önemlisi içinizdeki o potansiyeli karşı taraftaki nasıl bir tarzın uyandırdığını, kışkırtıp sizi harika bir oyuncuya dönüştürdüğünü. Kitabı okurken nasıl olduğunu fark etmeden uydu gibi yörüngesine giriverdiğim adamların flörtte ne kadar usta olduğunu gülümseyerek ve biraz da özlemle hatırladım. Sonuçlarından bağımsız hepsi bana şöyle demişti. ‘Komik, eğlenceli ve zeki bir kadınsın, seninle çok keyifli vakit geçiriyorum’.

Sadece o usta erkekleri değil, hayatın da içimdeki o eğlenceli kadını ortaya çıkaran hallerini seviyorum. Bu nedenle ta en baştaki niyetim gerçeğe dönüştü, kitap kesinlikle beni ben yapan yaşam enerjimi bana hatırlattı.

Adil Bey ve kitabına çok teşekkür ediyor, keyifle size öneriyor ve şuraya flörtün bendeki tanımını bırakıyorum. Aynı anda aklından aynı yaramazlığı geçirirken bunu sadece muzip bir gülümseme ve bakışla ifade edip diğerleri somurturken hayatın kendisini oyununuza taraftar yapabilmektir.

Bu arada dün akşam, kitabın arasında deresinde bir yerlerde, elmamı yıkayıp tepsiye koymuştum ki taşırken yuvarlanıp yere düştü ve benim ağzımdan o anda ‘a ha, Newton beni andı’ gibi bir cümle çıkıverdi. Kendi kendime gülüp o kadar eğlendim ki. Hayatın son günlerde düşmek eylemi üzerinden beni güldürüp benimle flört etmesine ne demeli bilmem. Hayırlısı 🙂

“Önce Hayatla ve Kendinle Flört Et” için bir yorum

sradanseri için bir cevap yazın Cevabı iptal et