Genel

Parasını Yöneten Hayatını Yönetir

Ekonomide olup biten her şey günlük hayatımız kadar yaşam ve gelecek planlarımızı da etkiliyor. Özellikle koşullar genel olarak zorlaştığında bireysel olarak odağımızı bu yöne kaydırıyor ve kaygılanıyoruz. Son birkaç yıldır böyle bir dönemden geçiyoruz. ‘Parasını yönetmeyi bilen hayatını yönetmede de başarılıdır’ fikrine katılan ve bir bankanın tahsili gecikmiş bireysel krediler ve kredi kartları portföyünü yönettiği dönemde bireylerin para ve bütçe yönetimlerindeki eksikliklerine tanıklık etmiş biri olarak ‘Hadi biraz para konuşalım’ diyorum.

Finansal Okuryazarlık Seviyen Ne Durumda?

Ülkemiz ve dünya ekonomisinde, finansal piyasalarında olup bitenleri, bunların birbirlerine ve yaşamımıza olan etkilerini temel düzeyde de olsa takip edebilmek, çıkarımlarda bulunabilmek artık her birimiz için bir ihtiyaç. FO; bireysel ve aile bütçe yönetimi etkinliğimiz, geleneksel ve yeni nesil finansal kurumlarıyla olan ilişkilerdeki hak ve sorumluluklarımızı bilmemiz, yatırımcı ve risk profilimizi bilerek seçimler yapmamız, tüketim ve harcama alışkanlarımız hakkında farkındalık kazanmamız, yapılan manipülatif ve spekülatif yorumları filtreleyebilmemiz açısından oldukça önemli. Toplumsal finansal okuryazarlık seviyemizi artırmak adına son dönemde ülkemizde birçok adım atıldı. Olduğun yerden bir adım ilerisi için başvurabileceğin, sade bir anlatımla yazılmış birçok yazılı kaynak ve takip edebileceğin profesyoneller var. ‘Zor, sıkıcı, ben anlamam ki‘ gibi önyargılarını bir kenara bırakabilirsen keyifli yanlarını da görmeye başlayacaksın, bir de uygulamaya geçip sonuç aldığını hayal et.

 

Fotoğraf: cottonbro studio

Gelir Gider Dengen Nasıl?

‘Ne dengesi, dalga mı geçiyorsun?’ ‘Hep açık, hep borç’ ‘Ucu ucuna yetiyor biriktiremiyorum’ ‘Nereye gidiyor bu para anlamıyorum’ Çoğumuzun aşina olduğu benzer serzenişlere hak veriyorum. Gelir meblağımızdaki artış, özellikle son dönemde, gider meblağımızın artış hızına yetişemiyor. Diğer yandan; normalin, standartın, temel olanın ‘artık lüks’ sayılmasını da hak etmiyoruz. Kaldı ki; her ne kadar kendi koşullarımız ve algımız içinde farklı tanımlasak da lüksü de hak ediyoruz. ‘Hayatta ne işimize yarar ki?’ dediğimiz havuz problemleri vardı ya, onu dolduran ve boşaltan muslukları birçoğunuz hatırlarsınız. İnsanca ve gönlümüzce yaşam hakkımızın havuzun hacmi olduğunu düşünüyor ve onu küçültme taraftarı olmadığımı belirtmek istiyorum. Dolduran muslukları değiştirme, yenilerini ekleme şansımız da yoksa boşaltan musluklar konusunda ne yapabiliriz ona bakabiliriz. ‘Nereye gidiyor anlamıyorum’ dan ‘Nereye gidiyor, daha yakından bakayım’ bakış açısına geçildiğinde harcamaları kısmak yerine daha etkin yönetmek alışkanlığı kazanmak mümkün. İnsanlar genel olarak ederi yüksek tüketimlerinde fiyat/kalite, fiyat/performans, fiyat/ömür ve tüketim süresi değerlendirmelerinde çok daha özenliler. Diğer harcamalar konusunda ise, ‘Aman canım, 3 kuruşluk şey olmadı dener atarım’, ‘Kararsız kaldım 2 rengini birden alıp geçtim’ gibi farkında olmadan havuzlarına minik minik gider muslukları açıyorlar. Eskilerin, ‘ucuz mal alacak kadar zengin değilim’ değişini severim. Bireysel bütçelerinin kaçakları hakkında detayları fark etmek isteyenlere alıştırmalar da içeren, Özlem Denizmen’in “Cebinde Mucize Yarat” kitabını keyifle öneririm.

 

Ne Kadar Gerçekçisin?

Finansal gerçeklerini ne ölçüde kabul ediyor ve ona uygun eyleme geçiyorsun? Kendi bütçen dışında aile bütçeniz söz konusuysa ve çoçuğunuz da varsa ona karşı ailenin finansal koşulları, durumu hakkında ne kadar açıksınız ve nasıl bilgilendirme yapıyorsunuz? Gözlemlerime dayanarak ve üzülerek belirtiyorum, çocuğunu bu konuda fanusta büyüten aile sayısı hiç de az değil. Çocuklarınızın ihtiyaç ve isteklerini önceliklendirmeniz, onu bu konuda çevresinden geride bırakmamaya özen göstermeniz son derece normal olmakla birlikte; bu hassasiyetiniz, diğer önemli ihtiyaçlarınızı sürekli ertelemenizi, onu bütçe sıkıntılarınızdan uzak tutmak adına bilmesi gerekenleri saklamanızı gerektirmez. Çocuğunuzun ileride para ile ilişkisinin sağlıklı olması ve bu konuda kendine yetmesi için küçük yaşlardan itibaren şeffaf bir bilgilendirme ve harcama kültürü aşılamanız önem arz ediyor.

 

Parayla Aran Nasıl?

Hayatında ne kadar olup olmadığından ziyade, para kavramına olan bakış açını, onunla ilgili olumlu olumsuz düşünce ve inançlarını soruyorum. Bunların ne kadar farkında olduğunu, parayla olan ilişkini nasıl etkilediğini. Sevgi, mutluluk, yaşamın kendisi, acı gibi birçok kavram hakkındaki düşüncelerimizi daha sıklıkla dile getirirken para ile ilgili genelde hayatımızdaki miktarını, daha fazla olması durumundaki hayallerimizi konuşuruz. Onun hakkındaki düşüncelerimizin sonuçlarını yani. Para; güven ve özgürlük isteyen, kıpır kıpır bir takas enerjisi. Onu nasıl tanımladığımız, istediğimizde suçluluk duyup duymadığımız, ne zaman hak edebileceğimiz, hangi yollarla bize geldiği ve/veya gelmesi gerektiği gibi konulardaki inançlarımız doğrultusunda varlığı hayatımızda somutlaşıyor. Her şeyin olduğu gibi paranın da beyaz ve gölge tarafı var. Daha sıklıkla gölge taraflarına yönelik bir şeyler duyduğumuzdan onu isterken bir yandan geri planda öğretilmiş kaygılar taşıyoruz. Kural basit aslında, paranın seni sevmesini istiyorsan sen de onu seveceksin. Bu cümlenin bile bazı insanları rahatsız ettiğine eminim. Parayı sevmek, istemek, kendine layık görmek ne ayıp ne suç ne de günah.

 

“Parasını Yöneten Hayatını Yönetir” için 2 yorum

Ebru Kayış için bir cevap yazın Cevabı iptal et