Söylentilere göre, 2026 Dünya Kupası için FIFA’nın resmi şarkı olarak Jelly Roll ve Carín León’un seslendirdiği Lighter şarkısını ilan etmesi ve şarkının yeterince etkileşim almayıp sert eleştirilere maruz kalmasının ardından FIFA, ‘Yetişşş Shakira’ demek durumunda kalmış. Normalde danışma kurulunda yer alacak olan Shakira kolları sıvarken Ed Sheeran’ı da arayıp şarkıyı birlikte yazmayı teklif etmiş ve O da ‘Dünya için bir şey yapmanın hayali olacağını’ belirtip yazarlar arasına katılmış. Shakira, Dai Dai şarkısının öncelikle dayanıklılık ve azme vurgu yaptığını belirtiyor. Kısıtlı imkanlarla bile olsa Coachella’daymış gibi eğlenen, dans eden bir grup çocuğun dans videosunu görünce de, çocukluğu ve Kolombiya’daki yokluk içinde olan mahalleler aklına geliyor, ‘Global sahne sadece kaynakları ve imkanları olanlara değil, çıplak ayakla kirli bir zeminde dans eden çocuklara da açık olmalı’ diyerek onları şarkının videosuna dahil edip onlarla birlikte çıplak ayakla dans ediyor. Şarkının tüm telif gelirleri de FIFA Küresel Vatandaş Eğitim Fonu’na aktarılıyor.
İnsanlar Shakira ile Dünya Kupası arasında kurulan bu bağı merak ediyor. Yıllar ve futbola dair ne efsaneler geldi geçti o hala futbolun kendisi gibi zamansız ve yerinde. Vogue Dergisine göre, Mariah Carey nasıl Christmas’a sahipse Shakira da Dünya Kupası’na sahip. Dergi, bunu geçtiğimiz günlerde kendisine sormuş. Shakira’nın yanıtı son derece yalın. ‘Müzik ve futbol kasları harekete geçiriyor, ikisi de insanlardaki tutkuyu uyandırıyor, tutku ortak nokta’ diye yanıt veriyor. Peki neden her müzik değil de onun müziği tutkuyla kaslarımızı harekete geçiriyor?
Bundan 25 sene kadar önce bir kariyer günleri etkinliğinde konuşmacılardan biri Fatih Terim’di. İzleyicilerden bir kadın ona, ‘Birçok farklı dalı varken neden ülkemizde spor denilince sadece futbol akla geliyor ?’ diye sormuştu. Kadının üstenci bir yaklaşım ve hangi niyetle bu soruyu sorduğunu elbette yakalayan Terim, hiç bu topa girmemiş ve şöyle söylemişti. ‘Çünkü futbol basittir, kuralları basittir, anlaması basittir, aptallar ve cahiller de kolaylıkla takip edebilir’. Hayatında en az bir kere stada konser için değil de futbol izlemeye gitmiş biri bilir ki; tribünlerde sosyal sınıf yoktur, eğitim seviyesi yoktur, renkler vardır, hoplayarak zıplayarak söylenen marşlar eşliğinde yuvarlanan topun peşinde koşan adamlar vardır. Amaç bellidir, ortam basit ve ilkeldir, tutkulu, coşkuludur. O an orada geri kalan her şey unutulur, insanlar takımları gol attığında kendileri nihayet hayata gol atmışcasına sevinir, şuursuzca bağırır, birbirine sarılır. Futbolun düzeni basittir, taşlarla kale yap, isterse topun patlak, ayağın çıplak olsun. Futbol yoksul, yoksun mahallelerin umududur, efsane olabilme şansıdır, temel ve ilkel dürtülerin oyunsal dışa vurumlarından biridir. Bana kalırsa Shakira’nın ‘tutku’ dediği nokta da burasıdır.

‘Shakira hakkında söylenen ya da söylenmeyen hiçbir şey, onun büyük ve durdurulamaz bir sanatçı olarak yolunu değiştiremez.’ diyor García Márquez onun için. Shakira, çocuk yaşta besteler yapmış, sesi keçiye benzetildiği için okul korosunda yer bulamamış, oryantal dansı çocukken Lübnan kökenli babaannesinden öğrenip kalçalarında sanki hiç kemik yokmuşçasına her kasını istediği gibi hareket ettirebilmek için yıllarca deli gibi çalışmış, enerjisini her daim korumuş, IQ su hayli yüksek, İspanyolca, İngilizce, Portekizce, Katalanca, Arapça’ yı akıcı şekilde konuşan, iş yaşamına da adım atmış bir megastardır. Dans ederken, sahne şovlarında insanların en temel içgüdülerine hitap etmekten çekinmeyen ve bunu basitleştirmeden ortaya koymayı başarabilen bir kadındır. İzlersiniz ve dokunamazsınız. Şarkıları, yorumu, performansı sadece işine değil hayata olan tutkusunu da yansıtır. Tıpkı futbol gibi insanı etkisi altına alan doğal, coşkulu, kapsayıcı ve dürtüsel bir yanı vardır. Kibirden uzak ve anlaşılmak için çabalamayan.
Futbolla olan ilişkimi bir önceki Dünya Kupası sırasında yazmıştım. Messi’ ye ithafen Son Tango Yazımı da meraklısına bırakiyorum. http://oncefarket.com/2022/12/15/son-tango/
Evet, ben Shakira’nın kalçaları kadar tutkulu, coşkulu, kıvrak bir futbolu tercih ederim. Dilerim, her koşulda, sonuna dek takım ruhunu, bilincini koruyan, zekice ve eğlenerek oynayan bir takım şampiyon olur.
