Genel

Uyuyan Dev

Yine yeni bir yıl geliyor, yenilenmek için hedefler belirleniyor. Bu konuda benim de yazmışlığım anlatmışlığım çok. Koçluğun en temel uygulama alanlarından biridir, hedef belirleme ve hedefe giden yolda kalma. Bu sefer hedefleri, adımları bir kenara bırakıp kullanmayı neredeyse unuttuğumuz bir gücümüzünden konuşalım mı? Hayallemek, hayal kurmak, hayal etmekten.

Mark Twain diyor ki; ‘ Hayal gücünüz odağın dışındaysa gözlerinize güvenemezsiniz.’ Olasılıklar dünyasını keşfetmek, farklı bakış açıları, çözüm yolları, başka durumlar, koşullar olduğunu kavrayabilmek için tek başına duyumsamak yeterli değil. Kapsamlı ve yaratıcı deneyimler inşa etmek için gözlerimizin görebildiğinin ötesinde bir görüye ihtiyacımız var.

Michelangelo bunu şöyle ifade etmiş. ‘Mermerin içindeki meleği gördüm ve onu özgür bırakana dek oydum.’

Nörobilime göre hayal gücü, beynin geçmiş deneyimleri ve gelecekteki olasılıkları birleştirerek yeni, varsayımsal “gerçeklikler” oluşturma kapasitesidir. Bu güç tıpkı gerçek dünyadaki deneyimler gibi beynimizin tamamını kullanan bir deneyim simülatörüdür.

Sanal gerçeklik gözlükleri yaygınlaşsın, daha erişilebilir olsun, gelişsin diye bekleyenlerden olabilirsin. Ben sana fabrika ayarlarımızda olan bir simülatörü kullanmayı öneriyorum. Hem de hemen şimdi!

Dr. Seuss diyor ki; ‘Saçmalığı seviyorum, beyin hücrelerini uyandırıyor.’ Zihnini “Her şey mümkün” moduna al ve uyuyan hücrelerinin uyanmasına izin ver. Bir hayal kur, olmasını istediğin yaşama, sana, geleceğe, şartlara, çevrene dair. Detaylandır, içine gir ve yaşa. İster kalabalıklar içinde, ister tek başınayken. ‘Hoooop daldın yine, dünyadan Ece’ye’ seslerine gülerek, ‘Hayaller şu gerçekler bu’ diye ortada gezinip görünürde dalga geçenleri es geçerek.

Yeni yılda her gün, birkaç dakika bile olsa tamamen sana ait bu hayale girmeyi ve onu yaşamayı alışkanlık haline getir. Hayaller de hedefe giden yollar gibi kararlılık, bağlılık ve süreklilik ister. Her geçen gün hayalindeki detayların arttığını, netleştiğini görecek, rutin yaşamında hayaline uyumlandığını gösteren işaretler belirdiğini fark edeceksin. Gaye Su Akyol’un pek de güzel söylediği gibi ‘İstikrarlı hayal hakikattir.’

Bir hatırlatma daha. Sebeplerin sonuç, sonuçların da sebep olduğu dünyaya uğrar mısın? Bardak yere düştüğü için kırılmadı. Bardak kırık olduğu için yere düştü. O her neyse, sen hayal ettiğin için gerçekleşmedi. O gerçek olduğu için sen onu hayal ettin.

Yeni yılda hayalin, tıpkı gerçeğin gibi özgün, renkli ve zengin olsun.

Genel

Aşkla Büyüyenler

Aşka bulanıp bulanıp yeniden doğanlar.. hiç sevilmemişler midir gerçekten? Öyle güzel, öyle çok sevildiği zamanlar da olmuştur ki aslında. Yine de onları en çok hayat sever, Tanrı’nın kutsadığı çocuklardır onlar. Başka acılarla sınadığı çocukları gibi, kalbini açarak ateşe atlamayı göze alanları her zaman koruyup kollar o. Bu çocuklar olduğu için şiirler var, romanlar, filmler, şarkılar, resimler hatta çilingir sofraları. Hadi eksiltelim Sezen gibi bir kadını bu dünyadan, silelim Nazım’ın memleket kadar hasret kaldığı kadınları, yok sayalım Fikriye’nin onurlu sonunu, görmeyelim Frida’nın ruhunun kanıyla boyadığı fırça darbelerini. Bir yerlerde direnen kadınlar varsa hala, hadi hapsedelim, öldürelim Che’nin tek bir gülüşüne yanık yüreklerini.

Geçtiğimiz günlerde ‘Kurak Günler’i konuşuyorduk. Biri dedi ki; hikayede ‘gereksiz bir aşk yoktu, o yüzden daha çok sevdim filmi’. Evet, hiçbir yürekte sevgi yoktu, belki de o yüzden sadece günler değil her şey acımasızca kuraktı. Sevgi ahlaksız tutunamaz, ahlak da sevgisiz yön bulamaz. Bazı şeyler yokluklarıyla ne güzel anlatır kendilerini.

Aşkla büyüyenlerin tek günahı her seferinde yemin bozmalarıdır. Daldan dala atlamak yerine, her şeye gebe belirsizliğin dibine düşmeyi tercih ederler. Laf olsun diye yaşamayacaklarını bildikleri için de korkarlar. Düştükleri yerden yine onu içine çeken girdabın güzellikleriyle çıkarlar. Acı hafiflediğinde onu bir zamanlar mutlu eden her detayı hatırlar, onlara tutunurlar, başka çivilere değil. En sonunda ‘iyi ki sevdim’ diyebilirler. Sevginin, aşkın basit bir muhasebe hesabı olmadığını, karşılığının o insandan olmasa bile bir yerden bir şekilde geleceğini bilirler. Aşk, içinde birçok duyguyu barındırır ve karanlık tarafında yıkıcı, aydınlık tarafında olgunlaştırıcıdır. Hayat, aşk acısını öfke, kin, kıskançlık, şiddet, sahiplenme, bağımlılık yerine yaratıcı bir enerjiye dönüştürmeyi seçenleri ödüllendirir. Güzel bir nokta, karşılıklı karşılıksız, acılı acısız tüm aşklara yakışandır.

Ben her zaman aşkla büyüyen bir çocuk olduğum için şükrettim. Açlıkla, yoksunlukla, yoksullukla, savaşla, nefretle, şiddetle, hastalıkla büyüyen o kadar çok çocuk var ki.. aşk acısı çektiğim için ne yaşama ne de aşkın acıya sebep olan güzelliklerine isyan edemem. Bir yerlerde, bu devirde, kız çocuklarına ilkokul bile yasak edilirken bir kadın olarak aşık olup ifade edebildiğim için şikayet de edemem. Aşk, sevgi bana göre sonuç almak değil yaşamak meselesi. Tüm enkazlarından razı bir kadın olarak isteyen tüm cesur yüreklere yeni yılda dileyeyim mi o zaman? 

Kişisel Gelişim

Bir Yıl, Bir Soru, Bir Yanıt

2022 nin ‘en’leri konuşulmaya, listelenmeye başladı. Herkes kendi beğenisi, değerleri, takip ettikleri üzerinden değerlendirmesini yapıyor.

Kendime dair bu yılın ‘en’ keşfine çıkmışken, karşılaşabileceğin en zorlayıcı ve gıcık koçlardan biri olarak kendime sorduğum tek bir soruyu bırakıyorum buraya. YanıtıMı da. İstersen alırsın. Koçluğu hala daha çiçek böcek, güneş bulut, sevgi kelebeği, ‘yürü aslanım yaparsın’ gazı olarak bilenlere de satır arasında göndermemizi yapmış olalım. İşte sorumuz. ‘2022 deki en kalıcı farkındalığın neydi?’ Kalıcı dememin sebebi,  fark ettiğin her ne ise onun üzerine nasıl bir aksiyon aldın, o farkındalığınla neyi, nasıl değiştirdin ya da değiştiriyorsun? Kısaca, fark ettin de ne oldu? Öncenin sonrasına ne ekledin? Sakin.. hep bir sorunun altından zibilyon tanesi çıkar.

2022 benim için tuhaf bir seneydi. Tuhaf ifadesini seviyorum. Tam olarak anlamadığım, muhtemelen çok sonrasında dank edecek sis bulutuna en uygun tanım gibi geliyor bana. Yıl henüz bitmedi, abuk bir şey söyleyip evreni de son dakikada kızdırmak istemiyorum. Tuhaf, kıvamında örtülü. Sıradan yaşanmışlıkların altındaki ‘hadi hayırlısı’ sorgulamaları.

Tamamen içe dönük başlayan bir yıl. Sonra bir ‘ehh dön dön bak içine bak nereye kadar?’noktasına varış. Hadi biraz da dışarıda arayayım modu, yol hali. Yolculuk sonrası ben aynı ben değilim orası kesin. Kafamın içinde asla bulamayacağım parçaları toplayıp toplayıp geri dönme hali.

Sıradan bir bahar çoktan bitti, sıradan bir İzmir yazı da bitmek üzere. ‘Kutlamak gelmiyor bu yıl içimden’ dedim, ‘o zaman bir covid gönderelim’ dedi hayat. Bir mumu ancak üfleyebildim. ‘Aha, iyileştim galiba, madem öyle, eğlenelim o zaman!’ dedim. İptal edilmeyen nadir festivallerden biri. Yıldızların altında denize girilip bağıra çağıra şarkılar söylenecek, sabaha kadar biat değil inat denilecek. Otoriterler izin verdi, hayat vermedi, değil dans etmek duvarlara tutunarak ancak yürüyebilmek, festival alanına birkaç km ötede sabah akşam iğneye mahkum olmak, ‘sen yoksan ben de gitmem’ diyen birine ‘başkasıyla git’ demekten daha da yorulmak ve ikna edememek. Sahi ben hangi ay hayata, ‘bitse de gitsek’ demiştim. Vazgeçtim kalıyorum, inadına festival tadında hem de.

9 Eylül, evet! oradaydım, tam da olmam gereken yerde!

Sonbahar, yine memleketimiz güzelmiş keşif gezileri. Gelen bir telefon. ‘Hayır bıraktım ben bu işleri, yeter’ diyememek. ‘Elbette söz konusu gençlerse elimden gelen desteği varım’ diyerek verilen söz. En zayıf yerimden vurdu yine, demeyin bana ‘gençler var’ demeyin. Ben bir karar vermiştim hayat, bana başka bir yol açarsın, giderim artık diye.

En kalıcı farkındalığım. Hayatla daha yapacaklarımız, alıp vereceklerimiz var gibi görünüyor, benim terk etmek istediğim sularda. Her an çat diye faturayı kesebileceğini de biliyorum. Aksiyonum ne? Kafeste değilim uçamıyorum da. Kanatlarım veya cesaretim olmadığından da değil. Henüz zamanı gelmediğinden. Kim bilir belki sözler tutulduğunda, belki takvim yaprakları bir tur daha döndüğünde. Anda, akışta kalmak, geleni kabul etmek, zihni susturmak.. aksiyonların en zoru.. eyvallah, inadım inat o zaman.