Kişisel Marka

Düğününüz mü Var?

Bir düğün dernek sezonu daha geldi bile. Bayram arası molası da kalmadı, şimdiden tüm çiftlere ömür boyu mutluluklar.

İster evlilik, ister doğum günü, ister bir başarı kutlaması olsun, en sadesinden en şatafatlısına mutluluğunuzu nasıl bir etkinlikle paylaştığınız, hazırlık sürecini ve etkinlik anını, sonrasını nasıl planlayıp yönettiğiniz kişi markanız hakkında çok şey söyler. Bu aralar nikah/düğün organizasyonu hazırlığı içinde olanlarla birkaç önemli bulduğum noktayı paylaşmak istiyorum.

SAN Wedding

Parayı Kim Ödüyor?

Malum bu devirde en ufacık kutlama bile ciddi bütçe istiyor ve biliyoruz ki toplumumuzda ailelerin desteği burada sıklıkla devreye giriyor. Bir de üzerine, ‘mürvet görme’ dediğimiz, özünde, fi tarihte takılmış altının tahsilatı mevzusu eklenince, bazen de çiftler istemese bile illa o düğün olacak noktasına gelinebiliyor. Nokta şu ki; organizasyon parasının büyük çoğunluğunu kim veriyorsa halay başı da o oluyor, davul zurnayı çalan da. Kendi aileniz bile olsa, sizi en son 3 yaşında görmüş bilmem kim teyze en başta otururken, ilişkinizi en başından beri takip eden kankanız bir yerlerde kendine zar zor yer bulabiliyor. Bu nedenle çiftlere, özellikle de geline çok iş düşüyor. Bütçenizi baştan ikiniz konuşun, değerlendirin, karşılayabileceğiniz kadarını kendiniz istediğiniz gibi planlayın. Bütçenizde ağırlığı, fotoğraf gibi ‘siz odaklı’ ve ‘kalıcı’ öğelere verin. Bu öyle bir hassas konu ki; açıklıkla söylüyorum, ailelerin en çok birbirine girdiği, bunun çiftlere yansıdığı bir sürece dönüşebiliyor. Hatta gelin tarafının son dakikada beklenmedik ve aşırı maddi taleplerinin işi ayrılığa kadar götürebildiğine şahit oldum. Genellikle gençlik hayalleri ve arzuları ile şekillenen ‘Bir kere olacak bir şey bu, en iyisi olsun, şimdi olsun’ düşüncesi sizi ağır bir diyet ödemeye mahkum etmesin. Ertelenen hazzın bereketi ve etkisi daha bol olur. Evlilik, bir gecelik çiçek böcek eğlence değil. Zaten, ‘bir kere olacak’ diyorsanız, ömürlük yol olduğuna inanmışsınızdır. Kendi paranızın yettiğini yapın, ileride en güzelini yine kendiniz yapın.

Gerçekten Kimleri Yanınızda İstiyorsunuz?

Bütün bu tantananın arkasında tek bir şey var. İki insanın birbirine sözü. Bu kadar. Bu sözü verecek olmaktan mutluysanız, sonuna kadar eminseniz bunu içtenlikle sizinle paylaşacak, mutluluğunuzdan mutlu olacak insanları davet edin. Kimseyi eğlendirmek gibi bir sorumluluğunuz, zorunluluğunuz yok. Halayı gelen Kanye West konserine gitsin. En iyisini de yapsanız bir sürü insan bir sürü şey hakkında boş boş konuşacak. Mutluluk balonunuza temiz, güzel enerjileri alın. Farkındayım heyecanlısınız ve bunu ilan ederken siz de eğlenmek, coşmak istiyorsunuz. Bundan daha doğal bir şey de yok. Diğer yandan, toplumumuzda hala daha LCV (lütfen cevap veriniz) kültürünün yerleşememesi, çiftlerin çok yakın çevresi hariç insanların birçoğunun bunu bedava bir yeme içme eğlence olarak görüp ‘o gün gelsin bakarız’ düşüncesiyle rahat hareket ettiğini, arkadaş çevrelerinden bile insanların ‘kesin ordayız abi’ deyip gerekçesiz gelmediğini, boş kalan yerlerin parasının boşu boşuna mecburen ödendiğini, yanıt vermeyenlerden son dakika gelip masa arayanların olduğunu defalarca gördüğüm için diyorum ki; bırakın kimlerin ne gönül koyacağını siz sınırınızı koyun. Kendi gidemeyeceği için davetiyesini çiftle hiç ilgisi olmayan komşularına verenler var desem? Evet, var artık!

Gelinlik Mevzusu

Gelinlik, hayali en çok kurulan, üzerine en çok konuşulan mevzulardan biridir ve  damatların bu konuda çoğunlukla fikri alınmaz bile. Bütün kızlar toplaşır, ‘şöyle olsun, böyle olsun ayyy bu da çok güzeeeel’ diye neşeli, heyecanlı sohbetler başlar. Trendler, stiller, kumaşlar ne çok detayı vardır. Gelinlerin en hassas olduğu konulardan biridir, en ufacık bir şeyi içine sinmediği için gününü kendine zehir eden gelinler de gördüm.

Gelinlik ve damatlık özünde ritüel kostümleridir, özen ister. Bana göre bu kostüm çiftlerin kendilerinden önce birbirleri için giydikleri bir şey olmalıdır. Birçok damat, gelinlik içinde gördüğünde ona bir kez daha aşık olduğunu itiraf etmiştir. O ilk an, fotoğrafçıların en sevdiği, en beklediği karelerden biridir. Damada sürpriz olması konusunda ben de aynı yerdeyim; diğer yandan, onun istek ve zevkinin devre dışı bırakılmasından yana değilim. Normalde tarzınıza karışmayan bir damat o gün dekolte istemeyebilir veya tam tersi siz sade bir şey düşünürken o cümle alame ne kadar güzel bir kadınla evlendiğini göstermek için dikkat çekici bir şey hayal edebilir. Duvak konusundaki fikrini bilin, hiç beklemediğiniz adamlar için bile bu önemli bir detay olabiliyor. Gelinler, damatlara sizi nasıl bir şeyin içinde hayal ettiğini sorun. Onu yakından tanıyan ve  son dakikada ortalık karıştırıcı görümce rolünü oynamayacak bir kadın kankasını, gelinlik seçim, dikim, alım, prova neyse aşamasına dahil edin. Ve elbette uyumlu bir çift olun. Klasik elegant, çağdaş trendy, sade naif, çılgın sıradışı çift olarak nasıl bir markanız varsa o gün tam da öyle görünün. Sizi gördüklerinde ‘kendileri gibi’ desinler.

Damatlar

Size de sözüm olsun. Bu çiçek, şeker, davetiye, renkler, dekorasyon filan biliyorum çoğunuzun pek ilgisini çekmiyor.  ‘Parasını bileyim, o kafasına göre seçsin’ demeyin. En azından nasıl gittiğini, kararsız olduğu durumlarda fikrinizi söyleyebileceğinizi, seçtiklerine bakmak istediğinizi belirtin, sorun, ucundan ilgilenin. Uyarıyorum, o gün gelir, gelin masadaki çiçeğin renginin tonuna takar, suratını asar, ne olduğunu anlamazsınız bile.

Son olarak, ayakkabıların altına Raye de yazalım olur mu? Onunki ve benimki kocalıkta neye takıldı bilemem de, bilenler bilmeyenler için ‘Where is My Husband?’ (Kocam nerede? 👀) şarkısıyla gayet eğlenceli düğün dansı koreografileri, çeşitli mizansenler hazırlanabilir bence. Tamam, sustum 🌞