Kişisel Marka

Şeytan ya Markadan Vazgeçerse?

Şeytanın ne giydiğinden ziyade hangi ayrıntılarda gizlenmeyi tercih ettiğine önem veren biri olarak işin moda kısmını bilgilisine ve ilgilisine bırakıyorum. Ben filmde geçen ve dikkatimi çeken başka markalar üzerine konuşmak niyetindeyim. Moda ile ilgili düşüncelerimi, bir başka film olan ‘Moda’ da Angelina Jolie’nin canlandırdığı Maxine Walker karakteri yerinde özetliyor. ‘Faydasız ve Gerekli’. Ðönelim şeytanın gardırobuna.

McKinsey & Company

Bu marka, hiçbir yerde hiçbir zaman ‘öylesine’ geçmez. Hikmeti nedir diye araştırdığınızda, lüks moda sektörü hakkında hazırladığı raporlara kolaylıkla ulaşmanız mümkün. Pandemi (2020) yılı hariç parlak geçirdiği dönemi geride bırakan sektör için 2025 ve 2026 yılı değerlendirmelerinde, sektörün büyüme oranlarının düştüğü belirtiliyor. Ekonomik belirsizlikler ve oynaklığa bağlı olarak müşterinin fiyat duyarlılığının artması, lüks harcama grubunun yaş alması ve yeni neslin tüketici davranışlarındaki değişiklik sektörün önündeki en temel başlıklar. Evet, o yeni yetme danışmanlar bir şekilde sektör temsilcileri ile bir araya geliyor.
Haute Couture dan Perakendeye… Emily’lerden biri, moda sektöründe ticari olarak para kazandıran kısmın, perakende tarafı olduğunu, bunun için ‘ayırt edici’ logolar, desenler, tasarımlar yaratıldığını açıkça ifade ediyor. Lüksün ‘Fiyat odaklı markalama’ sı aynı zamanda kontrollü bir ‘çakma pazar’ını da beraberinde getiriyor. Bu çakma pazar hem kendi ekonomik rakamlarını oluşturuyor hem de kendi arasında segmentlere ayrılıyor. Diğer Emily’nin sokakta satılan saatleri gördüğünde muzipçe gülümsemesini hatırlayan? Filmde geçen diğer unsur, bol sıfırlı etiketlerin ikinci el piyasasında nasıl uygun bir fiyata dönüştüğü. Lüks modayı, yatırımlık ve koleksiyonluk özel üretim parçaları hariç, sürdürülebilir ekonomik değer üretmediği için ‘faydasız’ olarak nitelendirdiğimiz nokta da tam olarak burası. Raporlara göre sektörün büyümesi yavaşlarken ikinci el piyasası daha hızlı büyüyor ve bu piyasaya hakim, çok iyi cirolara sahip online satış platformları var. Sektör markalarının bunlara ek olarak kendi yönetiminlerinde başka bir satış platformu oluşturmak gibi bir seçeneği de olabilir. Outlete olan ilgiyi de dikkate alırsak doğrudan markaların yönettiği ikinci el piyasasında daha yüksek fiyatlama da olası, X kişisinin kullandığı gibi ibarelere rastlamak da. Hazır kelepirken toplasanız mı acaba?

Fotoğraf, Eyüpcan Timur

New York

Ben bu filmdeki kadar cilalanmış bir New York görmedim. En basit yapımda bile bu şehir gerçekçi yanlarıyla gösterilir. Bir trafikte sıkışma hali, bir köşede evsizler, bir kaotik, zorlayıcı tarafa görsel atıf illaki olur. Eğer yeni belediye başkanını siyaset arenasında daha çok duyacaksak bilemem, bu da, bu yazının konusu değil. Dilerim, gökdelen piyasasında da bir daralma yoktur, zira dünya ekonomisi bir emlak krizini daha kaldıramaz. Özetle, en bilinen, en önde gelen finans merkezlerinden biri olarak şehir diyor ki; gökdeleniniz çöl yerine Central Park manzaralı olsun. Anlayana. Finans dediğimiz ‘akıllı para’ değer üreten yere yatırım yapıp kazandıkça harcayacak yer arar. Lüks sektörü de bu yerlerden biridir. Moda için ‘gerekli’ dediğimiz yer de burasıdır.

Milano

Şehir, İtalyan kusursuz estetik ve tasarım anlayışının öncü markalarından biri. Çok iyi tasarlanmış, çok iyi planlanmış, çok iyi inşa edilmiş ve çok iyi korunmuş. Podyum gibi şehir, çık ve şık caddelerinde kendi stilinde yürü. Diğer yandan, bana göre, bir o kadar da gerçekle arasına mesafe koymuş bir atmosfer. Benim şehirde en samimi ve en yaşam dolu bulduğum nokta, eski postaneyi ele geçiren Starbucks olmuştu. Tüm Avrupa turist fazlalığından şikayet ederken Milano, ‘paçoz turist istemiyoruz, kendinize çeki düzen verin yoksa şehir vergisi, konaklama vergisi üstüne bir de dress code isteriz’ demiş olabilir mi? Onu da meraklısı çözsün.

Lady Gaga

Kafasının dikine değil ruhuna paralel giden Lady Gaga’nın moda dünyasıyla çatışması, zamanla kendi tarzını kabul ettirirken sivriliklerini de törpüleyen halini düşününce kişi markası olarak gayet isabetli bir seçim olmuş. Aynı zamanda sektördeki bağımlılıkların ilişkileri nasıl yönlendirdiğine kısa ve net bir vurgu yapmış.

Peki, sevgi kelebeği Emily Andy olabilmiş mi? Bana göre Miranda hakkında o kitabı yazsaydı, evet. Sonuç olarak mutlu görünüyordu, kararına saygı duyalım.

Özetle, lüks moda, bu sefer kendisinin başlatıp yönlendirmediği bir trendin kendisini de etkilediğini fark etmiş durumda ve tüm bileşenleri ile kendini yeniden konumlandırma çalışmalarına başlamış bile. Mesele filmin hasılat rakamı değil yani, reklamcı payını almış görünüyor. Mesele bundan sonra o yeni yetme danışmanların sektöre nasıl bir yol haritası çizeceği. Eh napalım, bunu da, bize, ‘şekerim öyle yaka mı kaldı, paça mı kaldı, değiştir artık şu dolabını’ dediği günlere saysın.

Bir yanıt yazın