Kişisel Gelişim

Hayat Ağacının Sana Bir Mesajı Var

Kadim kültürlerin en önemli unsurlarından biridir ‘Hayat Ağacı’. Dünyanın merkezinde bir dağ ve göğe uzanan bir ağaç; yaşamın, bilgeliğin, gücün, şifanın, bereketin, sonsuzluğun sembolü olmuştur. Bir inanışa göre insan sayısı kadar ağacın yaprağı vardır. Kökleri geçmişi, gövdesi şimdiyi ve uzanan dalları geleceği simgeler. Yaşam döngüsüyle birlikte geçmişi geleceğe, dünyayı evrene bağlar. Tasvirlerinden birinde, kökleri dallarının simetrisidir. Bize, gökte olan yerde, yerde olan göktedir bilincini ve her şeyin bir yansımadan ibaret olduğunu da hatırlatır.

Birçok kültür, inanışta ortak bir tema olmasına rağmen Türk mitolojisi, Orta Asya Türk kültür ve inançlarında önemli bir yeri vardır ve sıklıkla geçer. Mimariden, halı kilim dokuması gibi birçok el emeği ürünlerde rastlamak mümkündür. Bireysel hayatlarda ise kökler ataları, geçmiş nesilleri, gövde bugunkü duruşumuzu, dallar ise geleceğe bırakacağımız izleri temsil eder. Soy ağacı, soy kütüğü gibi ifadeler insanla hayat ağacı arasındaki bağı anlatır. İnsanın ilahi olanla bağlantısını anlatan mit, hikaye, inanç, gelenekte ağaçlara sıklıkla vurgu yapılır. Avatar film serisinde, Pandora ve Na’vi halkının koruyucusu, kutsal ruhu ve kozmik ağı Eywa’nın tasvirinde de Hayat Ağacı’na atıfta bulunulmuştur. Brad Pitt ve Sean Penn’in oynadığı, Terrence Malick’in ‘Tree of Life’ filmini de öneririm.

Kadim kültürlerde semboller önemlidir. Her sembolün kendine göre bir frekansı vardır ve bu sembolü çizerek o frekansı açabilirsiniz. Enerji sistemlerine inisiye olanlar (uyumlananlar) bunu bilirler. Şifa enerjisine amacına göre kanal olmadan önce bu sembolleri avucumuza veya havaya çizeriz, ismini söyleriz ve enerji akmaya başlar. Hayat Ağacı da sembol olarak çok güçlüdür, ben de üstümde kolye olarak taşıyorum. Bana hayatın bilgeliğini ve sonsuzluğunu hatırlatması için.

Kendi yorumuma, algıma göre ise her insanın dünyanın herhangi bir yerinde onun hayatını temsil eden bir ağacı olduğunu düşünüyorum. İnsanın hayatı her anlamda ne kadar sağlıklı ise o da o kadar sağlam ve canlı oluyor, bire bir bizim yaşam enerjimiz, hayata olan bağlılığımıza göre bir yaşam sürüyor. ‘Bir dikili ağacı bile olmamak’ güçlü bir deyimdir ve kullanılırken özenli olunması gerekir. Zira sadece malk, mülk yoksunluğunu değil, hayat amacı, anlamı, tutkusu olmadığına da gönderme yapar.

Elbette bizi temsil eden hayat ağacımız hali hazırda bildiğimiz, yanında kendimizi dingin, güçlü, güvende, enerjik hissettiğimiz bir ağaç olabilir. Güzel haber şu ki; nerede ve hangisi olduğunu bilelim bilmeyelim başka herhangi bir ağaç sayesinde onunla bağlantıya geçebileceğimiz ve onun bize özel mesajını alabileceğimiz.

İshak Paşa Sarayı

Ağaçlara Sarılma Ritüeli Meditasyonu

Hazır olanlarla ağaçlara sarılma meditasyonuna başlıyoruz. Zihniniz size bunun saçma, komik, aptalca olduğunu söyleyecektir. Bırakın geri planda konuşmaya devam etsin, siz özünüze kulak vermeye başlıyorsunuz.

Gerçekten bu deneyime hazır olduğunuzda ağaçlık bir alanda bulunduğunuzda bu ritüeli okuduğunuzu hatırlayacaksınız ve bir ağaç sizi yanına çağıracaktır.

Üzerimizde hiçbir metal, manyetik eşya, malzeme olmaması önemli ve yine çıplak ayakla toprağa basabiliyorsak ne ala.

Önce izin istiyoruz bizi çağıran ağaçtan. Kozmik ve kadim bir ağa bağlanmak üzereyiz, şifreyi kullanma izni istiyoruz gibi düşünebilirsiniz.

İzni için teşekkür ediyoruz ve yavaşça gövdesine dokunuyoruz, yukarı dallarına bakabilir, ona içinizden geçen her türlü güzel olumlu şeyi belirtebilirsiniz. Sonra yine yavaşça ve özenle gövdesine yaklaşıp tüm gövdemizi onun gövdesine dayıyoruz. Kollarımızı yukarı doğru sanki bizim dallarımızmış gibi uzanarak ağaca sarılıyoruz. Son olarak 3. gözümüzü, iki kaşımızın arası olan noktayı, alnımızı gövdesine yaslıyor, gözlerimizi kapatıyor ve derin nefeslerimize odaklanıyoruz. Ve niyet ediyoruz. ‘Hayat ağacıma bağlanmaya, onun rehberliğini görmeye, duymaya, hissetmeye niyet ediyorum’ diyoruz. Siz buna benzer kendi niyet cümlelerinizi oluşturabilirsiniz. Gönül gözünüzün açılması, sezgilerinizin güçlenmesi, hayat amacınızı bulmak gibi.

Bu esnada, ayak tabanlarınızın yerle temasına odaklanarak tıpkı bir ağaç gibi yavaş yavaş toprağın altına kök saldığınızı hayal edebilirsiniz. Sonra sırasıyla tüm bedeninizin onun gövdesiyle bir olduğunu, kollarınızın da göğe doğru uzanan dallarınız olduğunu hayal edebilirsiniz. Bu noktadan sonrası, ne kadar zihninizden ve bulunduğunuz ortamdan uzaklaşabildiyseniz o ölçüde tamamen kişisel bir deneyim olacaktır.

Gözünüzün önüne bir takım imgeler, semboller, görüntüler gelebilir, bir cümle, bir soru duyabilir veya mesajınızı doğrudan bir hissiyat olarak alabilirsiniz. Sakin olun, delirmediniz, özünüz, ruhunuz, uzun zamandır teması kestiğiniz sonsuz yönünüzle temasa geçtiniz sadece. ‘Ben bir şey görmedim, duymadım, hissetmedim’ diye üzülmek, küsmek ve pes etmek de yok, özellikle böyle deneyimlere daha önce şans vermediyseniz bu da gayet normal. Size yanıt daha sonra hayatın içinde sizin alışık olduğunuz şekilde de gelebilir, rüya görebilirsiniz veya beklenmedik bir eş zamanlılık (tesadüf değil) yaşayabilirsiniz.

Hazır olduğunuzda gözlerinizi açıp, ağaca teşekkür edip ritüeli sonlandırabilirsiniz. Bunu ihtiyaç duyduğunuz her an tekrar edebilirsiniz. ‘Dur ben bir ağacıma sorayım’ alışkanlığı edinebilirsiniz belli mi olur?

Yaz geldi, ağaçlarımız için ekstra riskli günler. Maalesef doğa insandan yana hayal kırıklığı içinde. Son olarak her ağaçlık alana girişinizde içinizden izin istemeyi ve terk ederken de teşekkür etmeyi hatırlayın, olur mu?

Sevgimle,

Bir yanıt yazın