Hadi, hayat girişimciliğine geri dönelim mi? Hazır olanlarla elbette. Köyünde, kendi azıcık aşım kaygısız başım dünyasında, sakin dingin yaşayan insanları kendi haline bırakalım. Hayat onlara ayrıcalıklı davranmış madem hiç keyiflerini bozmayalım.
Hayata rağmen hayatla birlikte hayatın içinde nasıl bir girişimci profilimiz olduğunu anlamamıza, fark etmemize yarayabilecek soru listemi sunmadan önce koçlukla ilgili birkaç hatırlatma yapacağım.
Bir koçluk seansında, tek kişi vardır. Coachee, yani koçluk alan kişi. Koçlar sadece onların varlığına aynalık yapar. Zayıf, şisman, ters, komik, yamru yumru gösteren değil, her kimse onu gösteren bir ayna. Bunu soru sorarak, yanıtları etkin dinleyerek, anladığını onayına sunarak ve yanıtlardan o anda yeni sorular üreterek yapar.
Koçlar öneride bulunmaz, şahsi fikrini paylaşmaz, ödev veya yapılacak listesi vermez. Coachee aynada gördüğünden hoşnut kalmazsa kendi değişim dönüşüm rotasını kendi belirler. Koç varlığıyla bu yolda sadece araçtır.
Koçlar zihin, duygu, ruh sağlığı yerinde olanlarla çalışır. Kişiye ‘şusun busun’ diye teşhis koymaz, terapi yapmaz. Öyle bir durum varsa ilgili uzmana yönlendirir. Herkese eşit mesafededir ve herkesi olduğu halde tam ve bütün kabul eder. Sempatik değil empatiktir. Coachee nin batırdığı alanları temizlemez, aç kaldığı yerleri beslemez, gazını almaz boş yere gaz da vermez. Pışpışlamaz, uyutmaz tam tersine rahatsız eder, uyanması gereken alanları keşfetmesine yol açar.
Çoğunlukla kişinin kendine sormaktan kaçtığı, korktuğu ya da hiç aklına gelmeyen soruları yöneltir. Amaç coachee nin kendine, koşullarına, kaynaklarına yeni bir bakış açısı ve tanım geliştirebilmesidir. Terapi gibi uzun soluklu değildir. Sonuca, hedefe yöneliktir. Çerçevesi, yapısı ve süresi belli bir yolculuktur.
Koçluk verilmez, koçluk talep edilir ve alınır. Bu nedenle, coachee ler öz bakıma ihtiyaç duyanlar değil, daha da birey daha da yetişkin olmaya istekli ve hazır olanlardır.
Şefkate ihtiyaç duyanları annelerinin kollarına, büyümeye ihtiyacı olanları hayatın kollarına bırakalım ve sormaya başlayalım.
Bu soruların, ideal, doğru, yanlış, eksik yanıtları yok. Tamamen senin algın üzerinden senin yanıtların var. ‘Bilmiyorum ya da bu ne aptalca soru’ gibi yanıt verme hakkına sahipsin. Ben de sana ‘bilseydin neyi bilmiş olurdun? bilmemek nasıl hissettirdi? sorunun akıllıca hali nasıl olurdu? sana aptalca gelen şey tam olarak nedir? aptalcayı açıklar mısın? aptal olana genelde tepkin nasıl olur? benzeri yeni sorular sorardım. Dediğim gibi, olay koçu değil seni rahatsız eden şeyi fark etmek.

Hayat senin için ne anlama geliyor?
Yaşamak senin için ne anlama geliyor?
Var olmak senin için ne anlama geliyor?
Konfor alanı senin için ne anlama geliyor?
Hangi durumlarda bu alanı terk ediyorsun?
Ne kadarı kendi isteğinle ne kadarı mecbur kaldığın için? Bu oran seni nasıl hissettirdi?
Var olMAsaydın dünya nasıl bir yer olurdu?
Bu soruya verdiğin yanıttaki unsurları destekleyen örneklerin listesini yap.
Hayatın içinde var olduğunu sana en güçlü şekilde hissettiren anların, durumların bir listesini yap.
Bu anları, durumları hangi sıklıkta deneyimliyorsun?
Eğer sana göre yeterince sık değilse bunu arttırmak için neler yapabilirsin?
İnsanlardan en çok hangi anlarda, durumlarda ‘iyi ki varsın’ sözünü duyuyorsun?
Bu an ve durumları çeşitlendirmek isteseydin yenileri neler olurdu?
Sen en çok kimlere hangi durumlarda ‘iyi ki varsın’ diyorsun?
Bu an ve durumları çeşitlendirmek isteseydin hayatına nasıl farklı insanlar katardın?
Bu yeni insanların hangileri seni konfor alanında tutardı?
Bu insanların hangileri seni yeni deneyimler için motive ederdi?
Bu yeni insanların ne kadarı seni konfor alanında tuttu ne kadarı yeniye teşvik etti? Bu oran sana nasıl hissettirdi?
En son kimi hangi konuda yeni bir deneyim için cesaretlendirdin?
O kişi sen olsaydın kendine neler derdin?
Farklılıklar varsa bunları listele.
En son hangi konuda kendini cesaretlendirdin?
Sonuçları sana ne öğretti?
Risk senin için ne anlama geliyor?
Riski ölçmek için kullandığın yöntemler neler?
Kaybetmek senin için ne anlama geliyor?
Kazanmak senin için ne anlama geliyor?
Şu anda bir risk alsaydın bu ne olurdu?
Kayıplarını önceliklendirdiğinde en çok neleri kaybetmekten korkuyorsun?
Risk gerçekleşip kaybettiğinde neler kazanmış olurdun?
Kazanımlarını önceliklendirdiğinde en çok neleri kazanmak seni motive ediyor?
Risk gerçekleşmeyip kazandığında neler kaybetmiş olurdun?
Bu sorulardan sonra her iki senaryoyu yeniden yaz.
Hayatının kırılma anlarıdan birine veya risk alıp kazandığın bir ana git. O andaki sen bugünkü risk için sana ne derdi?
Hayatının kırılma anlarından birine veya risk alıp kaybettiğin başka bir ana git. O andaki sen bugünkü risk için sana ne derdi?
O zamanki her iki sana şimdiki halinden iki ayrı savunma dilekçesi yaz.
Hayat hangi savunma dilekçesini hangi gerekçeyle kabul ederdi?
Bu dilekçelerden ve hayatın gerekçelerinden sonra tüm olası senaryoları yeniden yaz.
İstediğin sorudan başlayabilirsin. Sadece okumak bile zihninin arka planında soru ve yanıt yönünde bir düşünce tohumu atacaktır. Bir hatırlatma daha, bu konuyu benimle bir seansta çalışsan ilk soruya vereceğin yanıttan o an yeni sorular türetirim ve bu liste bambaşka bir hal ve sıra alır. Özetle size arka arkaya soru sormuyoruz. Bunlar sadece kendine koçluk için verilmiş örnekler. Köyünden çıkıp bambaşka biri olarak yeniden oraya dönmek isteyenler faydalansın diye.
Sevgimle,
